Mehmet Özdemir
Kişiler- Görsel
- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Meslek
- Tüccar
- Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişi Sayısı
- 9
- Olay Özeti
AİHM dava dosyasına göre, Mehmet Özdemir 1954 yılında Diyarbakır Lice’ye bağlı Araki (Kıyı) köyünde doğdu. 12 kardeşlerdi. Köylerinde ailesiyle birlikte tarım ve hayvancılıkla uğraşıyordu. Evli ve yedi çocuk babasıydı, zorla kaybedildikten birkaç ay sonra sekizinci çocuğu dünyaya geldi. Araki köyüne devlet güçleri tarafından sürekli baskın yapılıyordu. Bu baskılardan dolayı Mehmet Özdemir ailesini de alarak Diyarbakır’a göç etti. Ancak köyüne gidip gelmeye, topraklarını ekmeye devam ediyordu. Fakat köyünden ayrılmasından bir süre sonra Araki köyü devlet güçleri tarafından yakılıp boşaltıldı. Mehmet Özdemir artık köyüne gidemediği için, Diyarbakır’da hayvan ticareti yaparak geçimini sağlamaya başladı.
Mehmet Özdemir, zorla kaybedilmeden önce bazen evi basılarak bazen de sokaktayken birkaç defa gözaltına alındı. Bu gözaltılar sırasında ağır işkenceler gördü. 5 Ağustos 1997 günü de evi basılarak gözaltına alındı. Dört gün gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldı. Yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık ettiği gerekçesiyle hakkında cezai bir takibat başlatılmıştı. Bu takibat, 23 Ocak 1998 tarihinde beraat etmesiyle son buldu. Gözaltında tutulduğu süre boyunca gördüğü işkenceler nedeniyle serbest bırakılmasının ardından 40 gün boyunca yataktan kalkamadı, kaburgaları kırılmıştı ve yürüyemiyordu. Uzun bir süre oluşan fiziksel sorunlar nedeniyle çalışamadı.
26 Aralık 1997 günü sabahı, hayvan pazarına gideceğini söyleyerek evinden çıktı. Buradan bir arkadaşının evini ziyaret ettikten sonra hayvan pazarının yakınındaki bir kahveye gitti. Kahvede arkadaşlarıyla otururken sivil kıyafetli, ellerinde telsiz bulunan silahlı iki kişi geldi ve Mehmet Özdemir’e kendileriyle birlikte gelmesini söyledi; dışarıya, beyaz bir taksiye doğru götürüldü. Mehmet Özdemir, arabanın içinde üçüncü bir kişinin de oturduğunu da görünce arabaya binmemek için uğraştı; kendisini yere attı, onu tutan kişilerden kurtulmaya çalıştı. Ancak bu kişiler tarafından zorla, şiddet uygulanarak arabaya bindirildi ve oradan götürüldü. Olaya orada bulunan birçok kişi tanık oldu.
Olayın tanıklarından biri, Mehmet Özdemir’in eşine giderek Mehmet Özdemir’in zorla bir araca bindirilerek silahlı kişiler tarafından kaçırıldığını, okuma yazması olmadığı için arabanın plakasını alamadığını söyledi. Eşi, araya hafta sonu tatili girdiği için resmi kurumlara giderek onu soramadı. Mehmet Özdemir’in eşi hafta sonu tatilinin ardından 29 Aralık 1997 günü önce İnsan Hakları Derneğine (İHD) başvurdu ve eşinin zorla gözaltına alındığını, hakkında bilgi edinemediğini belirterek hukuki yardım talebinde bulundu. Orada bulunan avukatların yardımıyla daha sonra, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına bir dilekçe ile başvurdu. Ayrıca, Mehmet Özdemir’in eşi 7 Eylül 1999 tarihinde Mehmet'in zorla kaybedilmesiyle ilgili AİHM'ye de başvurdu.
8 Ocak 2008 tarihinde mahkeme AİHS’nin 2. maddesi çerçevesinde yaşam hakkının esastan ve usulden ihlal edildiğine, Mehmet Özdemir’in eşi açısından 3. Maddesinin (işkence yasağı), 5. Maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ve 13. Maddesinin (etkili başvuru hakkı) ihlal edildiğine karar verdi.
- Konum
Enlem: 37.9249733
Boylam: 40.2109826
- Konum
- Şehir
- Diyarbakır
- İlçe
- Sur
- Kaybedilme Tarihi
- 26 Ara 1997
- Yıl
- 1997
- Mağdurun Yaşı
- 43
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- AİHM kararı
- Gazete veya internet haberi
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Kayıp yakınıyla görüşme (ses ve görüntü kaydı)
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturmada delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
- AİHM Kararı
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- İhlal Edildiğine Karar Verilen AİHS Maddeleri
- Madde 13: Etkili başvuru hakkı
- Madde 2: Yaşam hakkının esastan ihlali
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Madde 3: Başvuran açısından işkence yasağının ihlali
- Madde 5: Özgürlük ve güvenlik hakkı
- Hukuki Süreç Özeti
AİHM dava dosyasına göre, birçok kişinin gözünün önünde kahvehaneden alındıktan sonra kaybolan Mehmet Özdemir’in eşi hukuki yardım talebiyle İnsan Hakları Derneğine (İHD) başvurdu. Orada bulunan avukatların yardımıyla daha sonra, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına bir dilekçe ile başvurdu ve eşinin kahvede otururken sivil kıyafetli polis memurları tarafından alındığını belirterek akıbetiyle ilgili bilgi talep etti. Yanıt olarak verdiği dilekçeye “Mehmet Özdemir Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınmıştır,” damgası vuruldu. Ancak bu damganın üzerinde hiçbir yetkilinin imzası bulunmamaktaydı. Aradan bir süre geçmesine rağmen Mehmet Özdemir’den bir haber alamayan ve nerede tutulduğu kendisine söylenmeyen Mehmet Özdemir’in eşi, yeniden yetkili kurumlara başvurdu. Kendisine verilen yanıtta bu defa Mehmet Özdemir’in gözaltına alınmadığı bir yanlışlık yapılarak gözaltında olduğunun söylenmiş olabileceği iddia edildi.
Mehmet Özdemir’in eşi bunun üzerine 7 Ocak 1998 günü Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı kayıp bürosuna dilekçe yazdı. Bu dilekçede de eşinin zorla gözaltına alındığını, bunun sunduğu dilekçeye verilen resmi yanıtla doğrulandığını, sonrasından kendisine dilekçenin yanlışlıkla damgalanmış olabileceğinin söylendiğini, Mehmet Özdemir’in gözaltında olmadığının sözlü olarak kendisine iletildiğini belirterek eşinin durumuyla ilgili bilgi talep etti.
Mehmet Özdemir’in eşinin bu talebi üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı, Mehmet Özdemir’in kaybolmasına yönelik bir soruşturma başlattı. Cumhuriyet Savcısı, Mehmet Özdemir’in iddia edildiği üzere gözaltına alınıp alınmadığı konusunda Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünden kendisine bilgi verilmesini talep etti. Emniyet müdürlüğü, cumhuriyet savcılığı ve jandarma komutanlığının farklı şubelerinden verilen yanıtta Mehmet Özdemir’in gözaltına alınmadığına dair 1998 yılının farklı tarihlerine ait belgeler sunuldu. Bu sırada Mehmet Özdemir’in ailesine onunla aynı süreçte gözaltına alınıp, Mehmet Özdemir’i gözaltı sürecinde gören bir tanıkla ilgili bir bilgi geldi. Siyasi bir parti binasına giderek orada tanıklığını paylaşan kişi, Mehmet Özdemir’in kendisiyle aynı süreçte gözaltında tutulduğunu belirterek şunları söylemişti: “Beni serbest bıraktılar ancak o oradaydı. Onun yanındaydım, ona öyle işkence etmişlerdi ki oturamıyordu bile, sırtı duvardaydı ve konuşamıyordu. Sadece 'Bana çok işkence yaptılar. Senden istediğim şey; ailem bilsin ki bu kadar zamandır ben işkence görüyorum buradayım ve yaşıyorum. Beni sorsunlar, arasınlar ki beni bıraktırabilsinler’”. Aile bu duyumu alır almaz söz konusu tanıkla görüşmeye çalıştı ancak bu kişi korktuğundan aileyle doğrudan görüşmeden oradan ayrılmıştı. Bir süre sonra başka bir yere göç ettiği öğrenildi.
Mehmet Özdemir’in eşi 13 Ocak 1998 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonuna başvuruda bulundu. Dilekçesinde eşinin Çiftkapı’daki bir kahvehanede otururken telsizli ve silahlı dört polis memuru tarafından yakalandığını ifade etti. Emniyet müdürlüğü 26 Şubat 1998 tarihinde eşinin gözaltında olmadığını kendisine tekrar bildirdi.
20 Nisan 1998 tarihinde, Mehmet Özdemir’in eşine kimliği belirlenmemiş bir beden gösterildi. Mehmet Özdemir’in eşi, bedenin eşine ait olmadığını doğruladı.
20 Nisan 1998 tarihinde, Diyarbakır Vali Yardımcısı, Mehmet Özdemir’in kız kardeşine, 17 Nisan 1998 tarihli dilekçesi üzerine, kardeşinin nerede olduğuna dair bilgileri olmadığı ve kaybolmasına ilişkin soruşturmanın devam ettiği yönünde bilgi verdi.
23 Haziran 1998 tarihinde, Mehmet Özdemir’in eşi Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığına dilekçe yazdı ve 26 Aralık 1997 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinde görevli olan polis memurları aleyhinde cezai takibat başlatılmasını talep etti. Mehmet Özdemir’in eşi bu dilekçede, diğer hususlar meyanında, eşinin Şehitlik Sebze Pazarı’nın yanındaki bir kahvehanede arkadaşlarıyla otururken yakalandığını ifade etti. Eşinin daha önce en az yedi-sekiz kere yakalanıp tehdit edildiğini ve işkence gördüğünü belirterek emniyet müdürlüğünün terörle mücadele şubesinde görevli polis memurları tarafından gözaltına alındığından emin olduğunu ifade etti. Mehmet Özdemir’in eşi son olarak konuşmaya korktukları için görgü tanıklarının adlarını veremeyeceğini belirtti.
Aynı gün Mehmet Özdemir’in eşi cumhuriyet savcısı tarafından sorgulandı. Diğer hususlar meyanında, geçen altı ay içinde eşinden haber almadığını, adlarını vermekten korkan iki kişinin eşini gözaltındayken gördüklerini ifade etti. Başlangıçta kendisine eşinin gözaltında olduğunun söylendiğini, ancak daha sonra bu bilginin makamlar tarafından yalanlandığını ekledi.
Aynı gün cumhuriyet savcısı, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünden Mehmet Özdemir’in gözaltına alınıp alınmadığı, eğer alınmışsa yakalanma tarihleri konusunda kendisini bilgilendirmesini talep etti. 4 Ocak 1999 tarihinde Mehmet Özdemir’in eşi cumhuriyet savcısı tarafından yeniden sorgulandı. Mehmet Özdemir’in eşi tanımadığı bir kişinin kendisine yaklaştığını ve eşinin JİTEM tarafından gözaltına alındığını söylediğini iddia etti.
27 Mayıs 1999 tarihinde cumhuriyet savcısı, Mehmet Özdemir’in kız kardeşini sorguladı.
25 Haziran 1999 tarihinde cumhuriyet savcısı, Mehmet Özdemir ile ilgili araştırmanın devam etmekte olduğunu ve emniyet müdürlüğünden her üç ayda bir davayla ilgili gelişmelerden kendisini haberdar etmesini talep ettiğini Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığına bildirdi.
12 Ağustos 1999 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu, yaptıkları soruşturma sonucunda Mehmet Özdemir'in 9 Ağustos 1997 tarihinde gözaltından serbest bırakıldığını ve o tarihten sonra Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınmadığını saptadıklarını Mehmet Özdemir’in eşine bildirdi.
Mehmet Özdemir’in eşi 7 Eylül 1999 tarihinde Mehmet Özdemir'in zorla kaybedilmesiyle ilgili AİHM'ye başvurdu.
27 Kasım 2000 tarihinde cumhuriyet savcısı, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünden her üç ayda bir davayla ilgili gelişmelerden kendisini bilgilendirmesini istedi ve 2000-2002 arası rutin yazışmalar yapıldı. Bazılarının ilişiğinde ilgili gözaltı kayıtlarının nüshaları olan bu belgelerde, Mehmet Özdemir’in iddia edildiği gibi gözaltına alınmadığı ve o tarihe ait gözaltı kayıtlarında adının yer almadığı belirtildi. 12 Mayıs 2003 tarihinde, cumhuriyet savcısı Mehmet Özdemir’in eşini sorguladı. Önceki ifadelerini yineleyen eşi, Mehmet Özdemir kaybolduğundan beri kendisinden haber alamadığını belirtti. Özellikle eşinin yakalanmasına tanık olmadığını ancak Esnaflar Kahvehanesi’nde bulunan kişilerin bunu kendisine anlattığını ifade etti.
18 Kasım 2003 tarihinde cumhuriyet savcısı, Mehmet Özdemir’i kaçırdığı iddia edilen kişilerle ilgili araştırmanın bu suç için öngörülen kanuni sürenin bitimine kadar (26 Aralık 2007) devam etmesi ve her üç ayda bir davayla ilgili gelişmelerden haberdar edilmesi talimatını verdi. Bu bağlamda Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünün çeşitli şubeleri ile cumhuriyet savcısı arasında geçen çok sayıda rutin yazışma yapıldı. 19 Aralık 2003 tarihinde, cumhuriyet savcısı, Mehmet Özdemir’in kaçırılmasıyla ilgili herhangi bir cezai takibat başlatmamaya karar verdi. Mehmet Özdemir’in eşi bu karara itiraz etti. 1 Eylül 2004 tarihinde Siverek Ağır Ceza Mahkemesi, eşinin kaybolmasından birilerinin sorumlu olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmadığı gerekçesiyle Mehmet Özdemir’in eşinin itirazlarını reddetti. Bu karar, 16 Aralık 2004 tarihinde Mehmet Özdemir’in eşine bildirildi.
8 Ocak 2008 tarihinde AİHM, AİSH’nin 2. Maddesi çerçevesinde yaşam hakkının esastan ve usulden ihlal edildiğine, Mehmet Özdemir’in eşi açısından 3. Maddesinin (işkence yasağı), 5. Maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ve 13. Maddesinin (etkili başvuru hakkı) ihlal edildiğine karar verdi.