Tahsin Çiçek
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Meslek
- Çiftçi
- Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişi Sayısı
- 7
- Olay Özeti
AİHM'nin 5 Eylül 2001 tarihli kararındaki ifadelere göre; 1994 yılında Çayan Çiçek 16 yaşındaydı. 27 Mayıs 1994 tarihinde Diyarbakır Lice’ye yakın Ambar Çayı bölgesinde çatışma çıktı. Bu çatışmanın ardından askerler tarafından Lice’ye bağlı Şırtan köyü yakıldı. O sırada yakınlardaki Tılê (Dernek) köyü civarında arazide bulunan doğuştan görme özürlü (gece körü) Çayan Çiçek, Bolu Komando Tugayına bağlı askerler tarafından gözaltına alınarak götürüldü. Olaya tanık olan birkaç köylü ailesine haber verdi.
Olayın ertesi günü üzerinde kimlik olmaması nedeniyle gözaltına alınmış olabileceğini düşünen yakınları Çayan’ın kimliğini yanlarına alarak Lice Jandarma Karakoluna gitti. Buradaki askerler kimliğe baktıktan sonra böyle birinin gözaltında olmadığını söyledi ancak kimliği de geri vermedi. Çayan Çiçek’ten bir daha haber alınamadı. Çayan Çiçek gözaltına alınmadan 17 gün önce, 10 Mayıs 1994 tarihinde köylerine yine Bolu Komando Tugayı tarafından baskın düzenlenmiş, gözaltına alınan altı köylüden dördü serbest bırakılırken Çayan Çiçek’in babası Tahsin Çiçek ve amcası Ali İhsan Çiçek’ten bir daha haber alınamamıştı.
Tahsin, Ali İhsan ve Çayan Çiçek’in gözaltına alındığının inkar edilmesi ve akıbetleri hakkında herhangi bir bilgiye ulaşamamaları nedeniyle Çiçek ailesi, savcılık, jandarma ve İnsan Hakları Derneğinin ardından 8 Kasım 1994’te AİHM’ye başvurdu. Mahkeme davayı kabul ettikten sonra ilki Haziran 1997’de ikincisi Haziran 1998’de olmak üzere Ankara’da sekiz tanığın ifadesini aldı. Tahsin Çiçek’in annesi ifadelerinde oğlunun köyden bazı kişilerle arasında sorun olduğunu; kaybedilmesinden yaklaşık bir ay önce köyün muhtarının oğlu tarafından jandarmaya şikayet edilmesi nedeniyle bir hafta boyunca gözaltına alındığını; çıktığında ise köy muhtarı ile konuyla ilgili tartıştığını; Mayıs ayındaki operasyonda gözaltına alınmasından bir süre sonra köy muhtarının oğlunun kendisine Ali İhsan Çiçek’in öldürüldüğünü, Tahsin Çiçek’in ise askerlerin elinde olduğunu söylediğini belirtti.
Mahkeme, devletin sunduğu belgeleri inceleyip gösterdiği tanıkları dinledikten sonra tutarsızlıklar ve daha önceki benzer olaylardaki deneyimleri göz önünde bulundurarak Tahsin ve Ali İhsan Çiçek ile ilgili olarak başvuran anne Çiçek ve dinlediği diğer tanıkların ifadelerini doğru buldu ve iki kardeş hakkında 5 Eylül 2001 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. (esastan), işkence yasağını düzenleyen 3. (başvuranlar açısından), özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. ve etkili soruşturma hakkını düzenleyen 13. maddelerinin ihlal edildiğine karar vererek Türkiye Cumhuriyeti Devletini maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkûm etti. Mahkeme, Çayan Çiçek’in gözaltına alınması ve sonrasında zorla kaybedilmesine ilişkin yeterli delil sunulamadığı için ihlal kararı vermedi.
Kulp ilçesinde 1993’te işlenen 11 faili meçhul cinayetin sorumlusu olduğu gerekçesiyle hakkında 7 Ekim 2013’te dava açılan emekli tuğgeneral ile ilgili aralarında Çiçeklerin de bulunduğu dokuz soruşturma daha yürütüldüğü bilgisi davanın iddianamesinde de yer aldı. İddianameye göre, dönemin Bolu Komando Tugayı Komutanı tuğgeneralin adı, Kulp-Lice-Genç üçgeninde 1993-94’te gerçekleşen ve 25 kişinin öldüğü dokuz ayrı olayda daha geçiyor. Cinayetlerden, ismi belirlenemeyen “Yarbay R.” kod adlı bir asker ile bir üsteğmen, iki astsubay ve bir uzman çavuş da sorumlu tutuluyor. “Kasten öldürme” suçundan 11 kez müebbet ile “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “Halkı silahlı isyana teşvik” suçlarından hakkında 25 yıla kadar hapis cezası istenen ve davanın tek sanığı olan tuğgeneral, yargılama sonucunda beraat etti.
- Konum
Enlem: 38.42495120000001
Boylam: 40.67040889999999
- Konum
- Şehir
- Diyarbakır
- İlçe
- Lice
- Kaybedilme Tarihi
- 10 May 1994
- Yıl
- 1994
- Mağdurun Yaşı
- 44
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- Gazete veya internet haberi
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Soruşturma Sonucu
- Daimi arama kararı ile zamanaşımı bürosuna tevdi edildi
- AİHM Kararı
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- İhlal Edildiğine Karar Verilen AİHS Maddeleri
- Madde 13: Etkili başvuru hakkı
- Madde 2: Yaşam hakkının esastan ihlali
- Madde 3: Başvuran açısından işkence yasağının ihlali
- Madde 5: Özgürlük ve güvenlik hakkı
- Hukuki Süreç Özeti
Lice Cumhuriyet Savcılığı, 1997 yılında açtığı soruşturma kapsamında Çiçek kardeşlerle aynı zamanda gözaltına alınan dört köylünün ifadelerini aldı. Dört kişi de ayrı ayrı verdikleri ifadelerinde olayları benzer şekilde anlatarak operasyonu, gözaltına alınmalarını, Yatılı Bölge Okulu’nun bodrum katında gözleri bağlı olarak tutulmalarını ve Çiçek kardeşlerin ikinci günün sonunda bırakılmak üzere yanlarından alındığını, kalan dört kişinin ise üçüncü gün serbest bırakıldığını anlattı. Jandarmalar tarafından ifadeleri alınan köy muhtarı ve iki köylü ise iddia edilen tarihte köye operasyon düzenlenmediğini iddia etti. Soruşturma kapsamında incelenen gözaltı kayıtlarına göre Tahsin ve Ali İhsan Çiçek kardeşler 24 Nisan 1994’te gözaltına alınmış, 26 Nisan’da serbest bırakılmıştı.
Tahsin, Ali İhsan ve Çayan Çiçek’in gözaltına alındığının inkar edilmesi ve akıbetleri hakkında herhangi bir bilgiye ulaşamamaları nedeniyle Çiçek ailesi, savcılık, jandarma ve İnsan Hakları Derneğinin ardından 8 Kasım 1994’te AİHM’ye başvurdu. Mahkeme davayı kabul ettikten sonra ilki Haziran 1997’de ikincisi Haziran 1998’de olmak üzere Ankara’da sekiz tanığın ifadesini aldı. Anne Çiçek ifadelerinde oğlu Tahsin Çiçek’in köyden bazı kişilerle arasında sorun olduğunu; kaybedilmesinden yaklaşık bir ay önce köyün muhtarının oğlu tarafından jandarmaya şikayet edilmesi nedeniyle bir hafta boyunca gözaltına alındığını; çıktığında ise köy muhtarı ile konuyla ilgili tartıştığını; Mayıs ayındaki operasyonda gözaltına alınmasından bir süre sonra köy muhtarının oğlunun kendisine Ali İhsan Çiçek’in öldürüldüğünü, Tahsin Çiçek’in ise askerlerin elinde olduğunu söylediğini belirtti.
Mahkeme, devletin sunduğu belgeleri inceleyip gösterdiği tanıkları dinledikten sonra tutarsızlıklar ve daha önceki benzer olaylardaki deneyimleri göz önünde bulundurarak Tahsin ve Ali İhsan Çiçek ile ilgili olarak başvuran anne Çiçek ve dinlediği diğer tanıkların ifadelerini doğru buldu ve iki kardeş hakkında 5 Eylül 2001 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. (esastan), işkence yasağını düzenleyen 3. (başvuranlar açısından), özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. ve etkili soruşturma hakkını düzenleyen 13. Maddelerinin ihlal edildiğine karar vererek Türkiye Cumhuriyeti Devletini maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkûm etti. Mahkeme, Çayan Çiçek’in gözaltına alınması ve sonrasında zorla kaybedilmesine ilişkin yeterli delil sunulamadığı için ihlal kararı vermedi.
Kulp ilçesinde 1993’te işlenen 11 faili meçhul cinayetin sorumlusu olduğu gerekçesiyle hakkında 7 Ekim 2013’te dava açılan emekli tuğgeneral ile ilgili aralarında Çiçeklerin de bulunduğu dokuz soruşturma daha yürütüldüğü bilgisi davanın iddianamesinde de yer aldı. İddianameye göre, dönemin Bolu Komando Tugayı Komutanı tuğgeneralin adı, Kulp-Lice-Genç üçgeninde 1993-94’te gerçekleşen ve 25 kişinin öldüğü 9 ayrı olayda daha geçiyor. Cinayetlerden, ismi belirlenemeyen ‘Yarbay R.’ kod adlı bir asker ile bir üsteğmen, 2 astsubay ve bir uzman çavuş da sorumlu tutuluyor. “Kasten öldürme” suçundan 11 kez müebbet ile “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “Halkı silahlı isyana teşvik” suçlarından 25 yıla kadar hapis cezası istenen davada tek sanık olan ve tutuksuz olarak yargılanan tuğgeneral, davanın sonunda beraat etti. 2019 itibariyle dava Yargıtay’da bulunuyor.
Mayıs 2023 yılında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan araştırmada Çayan Çiçek için daha önce açılan 2014/25370 soruşturma numaralı dosyanın yetkisizlikle kapatıldığı görülmüştür (Kapanış tarihi: 10.09.2014). Bu dosya Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığından Lice Cumhuriyet Başsavcılığına 2014/1087 soruşturma numaralı dosya olarak gönderilmiştir.
Lice Cumhuriyet Başsavcılığındaki 2014/1087 dosyada ise Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 1997/182 soruşturma numaralı dosya üzerinden 2014/165 karar numarası ile maktullerin Ali İhsan Çiçek, Tahsin Çiçek, Çayan Çiçek olduğu, suç tarihi ve yerinin 28 Mayıs 1994 Diyarbakır/Lice olduğu olaya ilişkin kovuşturmaya yer olmadığı kararı olduğu görüldü. 29 Mayıs 2014 tarihli kararın gerekçesi şu şekildedir: “28.05.1994 tarihinde maktuller Ali İhsan Çiçek, Tahsin Çiçek ve Çayan Çiçek’in gözaltına alınıp kaybolması iddiası ile ilgili olarak Lice Cumhuriyet Başsavcılığımızca yapılan soruşturmada bugüne kadar yapılan tüm aramalara rağmen maktullerin cesetlerine ulaşılamadığı gibi olayı gerçekleştiren şüpheli veya şüphelilere de ulaşılamadığı, 5237 sayılı yasanın 7. maddesine göre; ‘Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.’ hükmü karşısında olayımız bakımından suçun işlendiği tarihte zamanaşımına tabi olduğu, eylemin yürürlükte bulunan 5237 sayılı kanunun 81. maddesi uyarınca 25 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı yasanın 9/3 maddeleri ışığında 765 sayılı yasanın 450/5, 102/1 maddelerinin şüpheli ve şüpheliler lehine olduğu, olay tarihinden bugüne kadar geçen süreçte zamanaşımını kesen herhangi bir usul işleminin yapılmadığı anlaşıldığı, suçun zamanaşımının 28.05.2014 tarihinde dolduğu anlaşıldığından; kimliği bilinmeyen şüpheliler hakkında 765 sayılı TCK 102/1, 104/1 maddeleri uyarınca dava zamanaşımı nedeniyle KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA… karar verildi.” Bu kovuşturmaya yer olmadığı kararının müştekilere tebliğ edildiği bilgisi mevcut ancak tebliğ edilip edilmediği dosyada görünmemektedir.
18 Eylül 2014 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/1086 soruşturma numaralı dosyada daimi arama kararı verildiği, kararda her üç ayda bir başsavcılığa düzenli olarak bilgi verilmesi için Lice İlçe Jandarma Komutanlığına bir örneğinin gönderilmesine karar verildiği, bu kararda sadece Mehmet Can Ayşin’in adının geçtiği görülmektedir.
27 Kasım 2014 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/1087 soruşturma numaralı dosyada da daimi arama Kararı verildiği, bu kararda her üç ayda bir başsavcılığa düzenli olarak bilgi verilmesi için Lice İlçe Jandarma Komutanlığına bir örneğinin gönderilmesine karar verildiği görülmektedir. 4 Eylül 2015 tarihinde Diyarbakır Lice İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından Lice Cumhuriyet Başsavcılığına “Maktulün bedenine ve olayın faillerine ulaşılamadığı” bilgisi verildiği görülüyor.
23 Ekim 2015 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/1087 dosyası üzerinden tanık ve müştekilerden ifadesi yeniden alınan olduğu görüldü. K.T. beyanında; oğulları götürülürken komşusu ama soy ismini bilmediği Z. ve S.’nin olayı gördüklerini, S’nin hala yaşadığını, bu olayı gördüğünü, avukatının dilekçede mezarlarını veya gömüldüğü yerleri kendisinin bildiğini söylediğini ama esasında bilmediğini söyledi. 6 Ocak 2016 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/1087 numaralı dosya üzerinden K.T.’nin müşteki olarak, kaybolan çocukları Mehmet Tanrıverdi ve Mahrem Tanrıverdi’nin kemiklerinin kendisinin göstereceği yerlerden alınarak, kemiklerden DNA örneklerinin alınmasını ve kimlik belirleme çalışmasını yapılmasını avukat aracılığıyla talep ettiği, bu talep hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görüldü. 1 Şubat 2016 tarihinde, müşteki vekili Av. Mesut Beştaş 6 Ocak 2016 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmiş, bu itiraz 24 Şubat 2016 tarihinde Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 2016/549 değişik iş numaralı kararla reddedilmiştir.
30 Mart 2016 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/1087 numaralı soruşturma dosyası hakkında, 2016/51 numaralı birleştirme kararı verilmiş ve Lice Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/1087 ve 2014/1086 numaralı dosyalarının birleştirilmesine ve 2014/1086 soruşturma numarası üzerinden devam etmesine karar vermiştir (Bu kararda yalnızca Maktul Mehmet Can Ayşin’in ismi yer almaktaydı). 12 Aralık 2019 tarihinde Ankara Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığına Birleşmiş Milletler Zorla ve İrade Dışı Kaybolmalar Çalışma Grubu’nun bilgi talepli yazısına cevaben Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından maktuller Ali İhsan Çiçek ve Tahsin Çiçek’in bulunduğu 2014/1086 numaralı dosya üzerinden verilen daimi arama kararı gönderilmiştir.
26 Mart 2020 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/1086 numaralı dosya üzerinden Lice İlçe Jandarma Komutanlığına Ali İhsan Çiçek hakkında 2014/1086 soruşturma numaralı dosyanın mevcut olduğu ve dosyada daimi aramaya alındığı bilgisi gönderilmiştir. Mayıs 2023 itibariyle bilgiler günceldir.