Ömer Candoruk
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Cenazenin Bulunduğu Tarih
- 8 Mar 1994
- Meslek
- Şoför
- Olay Özeti
AİHM’nin 13 Ocak 2010 tarihli kararında yer alan bilgilere göre; Cizre'de hayvan alım satımıyla uğraşan Süleyman Gasyak 6 Mart 1994'te Silopi'de bulduğu koyunları almak üzere, taksicilik yapan amcası Ömer Candoruk ile sabah saatlerinde yola çıktı. Yolda aynı köyden iki genç olan Abdulaziz Gasyak (13) ve Yahya Akman'ı (17) da araçlarına alarak Silopi'ye doğru hareket ettiler. BOTAŞ Jandarma Karakolu arama noktasında araçları aralarında Adem Yakin ve Abdülhakim Güven adlı itirafçıların da bulunduğu altı-yedi kişilik sivil kıyafetli ve silahlı kişi tarafından durduruldu. O sırada yolun karşısında kontrol için durdurulan bir minibüste olan A.M., Ömer Candoruk ve diğer üç kişinin Jandarma istihbaratına ait iki araca dövülerek bindirildiğine ve gözaltına alan ekipten bir kişinin de Ömer Candoruk'un arabasına binerek Cizre yoluna doğru hareket ettiklerine şahit oldu. Biraz sonra A.M.'nin içinde bulunduğu minibüs de Cizre'ye doğru hareket etti ve önlerinden giden üç araçtan birinin camından dışarıya bir şeyler atıldığını gördüler. A.M. araçtaki dört kişiyi tanıdığı için minibüsü durdurarak ne atıldığına baktı ve atılan şeyin Ömer Candoruk'un ehliyeti olduğunu görünce yanına aldı ve tekrar hareket ettiler. Önde giden üç araç Holan Köprüsü yoluna sapınca daha sonra neler olduğunu göremedi ancak Cizre'ye varınca Ömer Candoruk'un ehliyetini abisine verdi ve olanları anlattı.
Ömer Candoruk başlarına gelecekleri anlayınca Bozalan köyü yolunda koyunlar yolu kapattığı bir sırada hareket halindeki araçtan atlayarak kaçmaya çalıştı ancak aracı süren Adem Yakin arkasından birkaç defa kalaşnikofla ateş ederek durdurdu ve yaralı halde arabaya taşıyarak bagaja kilitledi. Olaya uzaktan şahit olan köylüler Ömer Candoruk'un yeğeni aynı zamanda Süleyman Gasyak'ın eşi olan Leyla Gasyak'ın evini arayarak haber verdiler. Ömer Candoruk'un yaralandığını duyunca hastaneye götürüleceğini düşünen Leyla Gasyak hemen Cizre Devlet Hastanesine gitti. Hastanenin kapısında bir panzer ve 10-15 civarında sivil giyimli ve silahlı kişi duruyordu. Leyla Gasyak hastaneye girmeye çalışınca neden geldiğini sordular, anlatınca da "Buraya getirmiyorlar, git buradan," dediler.
Gasyak ailesi yakınlarını aramak için ertesi gün Holan'a gitti ancak oradaki köylüler üç aracın Holan'ı geçerek Behmore (Bozalan) köyüne doğru ilerlediğini gördüklerini söyledi. Leyla Gasyak bunun üzerine dilekçe yazabilen bir tanıdığının yanına gitti ve durumu anlatarak eşinin iki gündür kayıp olduğunu anlattı. Yazılan dilekçeyi savcılığa götürdü ve kapıdaki görevliye savcıya iletmesi için verdi. Bir saat kadar sonra savcı Leyla Gasyak'ı içeri çağırdı ve olayı bir de ondan dinledikten sonra dilekçesini buruşturup eline sıkıştırdı ve eşinin akıbetini jandarmadan sormasını söyledi.
Süleyman Gasyak, Ömer Candoruk, Abdulaziz Gasyak ve Yahya Akman'ın silahla vurulduğuna uzaktan şahit olan ve Bozalan köyüne yakın bir tarlada çalışan E.T. ve yanındaki diğer kadınlar Leyla Gasyak ve akrabalarına gördüklerini anlattı. Bunun üzerine Bozalan köyüne giden Leyla Gasyak köylülerin bahsettiği yerde cenazeleri aramaya başladı. 8 Mart 1994'te araç izlerini takip ederek dört cenazenin üstünün toprak ve kayalarla kapatıldığını gördü. Yahya Akman ve Abdulaziz Gasyak'ın da kaybolduğundan haberi yoktu ve onların da cenazelerini görünce korkarak orayı terk etti. Eve gidip akrabalarına haber verdi.
Bu sırada köylüler yetkililere haber vermişti. Leyla Gasyak ve diğer aile fertleri olay yerine tekrar döndüğünde askerler ve korucular da oradaydı. Bir süre sonra aileler cenazelerini bir traktöre yükleyerek otopsi için hastaneye götürdü. Otopsi sonucunda dört kişinin ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak öldürüldükleri ve olay yerinden toplanan boş kovanların iki ayrı silaha ait olduğu tespit edildi. Olayla ilgili tahkikat Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı üzerine Cizre İlçe Jandarma Komutanlığınca yapıldı ancak tahkikatta sadece olay yeri tespit tutanağı ve olay yerinin krokisi düzenlenerek Cemal Temizöz imzalı üst yazısıyla Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Öldürülen kişilerin kimlikleri belirlenmiş olmasına rağmen hiçbirinin yakınının ya da görgü şahitlerinin bilgisine başvurulmadı ve olay yeri tespit tutanağına öldürülen dört kişinin, korucu olmadıkları halde Keççan Hesinan aşiretinin geçici köy korucusu oldukları ve bu nedenle örgüt tarafından öldürüldüklerinin düşünüldüğü yazıldı. Bu haliyle evrak görevsizlik kararı verilerek Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi ve bir süre sonra da daimi aramaya alındı.
Aileler 11 Temmuz 2002 tarihinde savcılığa yeniden başvurana kadar şüphelilerin belirlenmesine yönelik herhangi bir inceleme yürütülmedi. Olaydan birkaç gün sonra Yahya Akman'ın babası emniyetten Ramazan Hoca, jandarmadan da Selim Hoca olarak bilinen kişiler tarafından şikayetçi olmamaları konusunda tehdit edildi. Benzer bir şekilde Leyla Gasyak da bir tanıdıklarının taziyesinden dönerken beyaz bir araba tarafından evine kadar takip edildi ve evinin önüne geldiğinde araçtan inen Bedran kod adıyla tanınan Adem Yakın tarafından olayla ilgili kimseyle konuşmamaları yönünde tehdit edildi. Aileler daha sonra Ömer Candoruk'a ait Toros marka aracın Cizre'de jandarma istihbarat elemanları tarafından kullanıldığına şahit oldular ancak korktukları için hiçbir yere şikayette bulunamadılar.
2002 yılında hala korkmalarına rağmen Cemal Temizöz ve ekibinin Cizre'den artık tamamen gittiği söylentileri yaygınlaşınca üç aile Cizre ve Şırnak’ta savcılıklara başvurarak Cemal Temizöz, Abdülhakim Güven ve Bedran kod adlı Adem Yakin'den şikayetçi olarak soruşturmanın yeniden açılmasını sağladı.
- Konum
Enlem: 37.33234600000001
Boylam: 42.185474000000006
- Konum
- Şehir
- Şırnak
- İlçe
- Cizre
- Kaybedilme Tarihi
- 6 Mar 1994
- Yıl
- 1994
- Mağdurun Yaşı
- 37
- Mağdurla ilgili son durum
- Bedeni bulundu ve ailesine teslim edildi
- Yargılama Durumu
- Yargılandı fakat beraat etti
- Yargıtay beraat kararını onadı
- Kaynak Materyalin Türü
- Gazete veya internet haberi
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Kayıp yakınıyla görüşme (ses ve görüntü kaydı)
- Soruşturma Sonucu
- Davada delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verildi; Yargıtay beraat kararını onadı
- Dava Adı
- Temizöz ve Diğerleri Davası
- AİHM Kararı
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- İhlal Edildiğine Karar Verilen AİHS Maddeleri
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Hukuki Süreç Özeti
AİHM’nin 13 Ocak 2010 tarihli kararında yer alan bilgilere göre; 6 Mart 1994'te BOTAŞ Jandarma Karakolu arama noktasında araçları durdurularak gözaltına alınan Süleyman Gasyak, Ömer Candoruk, Abdulaziz Gasyak (13) ve Yahya Akman'ın (17) bedenleri 8 Mart 1994'te Cizre'ye bağlı Bozalan köyü civarında bulundu. Otopsi sonucunda dört kişinin ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak öldürüldükleri tespit edildi ve olay yerinden toplanan boş kovanların iki ayrı silaha ait olduğu tespit edildi. Olayla ilgili tahkikat Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı üzerine Cizre İlçe Jandarma Komutanlığınca yapıldı ancak tahkikatta sadece olay yeri tespit tutanağı ve olay yerinin krokisi düzenlendi ve Cemal Temizöz imzalı üst yazıyla Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Öldürülen kişilerin kimlikleri belirlenmiş olmasına rağmen hiçbirinin yakınının ya da görgü şahitlerinin bilgisine başvurulmadı ve olay yeri tespit tutanağına öldürülen dört kişinin, korucu olmadıkları halde Keççan Hesinan aşiretinin geçici köy korucusu oldukları ve bu nedenle PKK tarafından öldürüldüklerinin düşünüldüğü yazıldı. Bu haliyle evrak görevsizlik kararı verilerek Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi ve bir süre sonra da daimi aramaya alındı.
Aileler 11 Temmuz 2002 tarihinde savcılığa yeniden başvurana kadar şüphelilerin belirlenmesine yönelik herhangi bir inceleme yürütülmedi. 2002 yılında hala korkmalarına rağmen Cemal Temizöz ve ekibinin Cizre'den artık tamamen gittiği söylentileri yaygınlaşınca üç aile Cizre ve Şırnak’ta savcılıklara başvurarak Cemal Temizöz, Abdülhakim Güven ve Bedran kod adlı Adem Yakin’'den şikayetçi olarak soruşturmanın yeniden açılmasını sağladı. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı maktül yakınlarının yanı sıra gözaltına alınmaya şahit olan A.M.'nin, dört kişinin öldürüldüğü ana şahit olan Bozalan köyünden E.T. ve şüpheliler Abdülhakim Güven ve Adem Yakin'in ifadelerini aldı ve 2003/497 esas sayılı iddianame ile 5 Ağustos 2003 tarihinde kamu davası açtı. Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi 2005/35 karar numaralı dosya kapsamında 29 Mart 2005 tarihinde şüpheliler hakkında kasten insan öldürme suçundan delil yetersizliğinden beraat kararı verdi. Ailelerin temyiz başvurusu da reddedildi.
25 Temmuz 2005 yılında aileler Şırnak Valiliğine başvurarak 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’dan yararlanmak istedikleri yönünde başvuru yaparak tazminat talep etti. 10 Temmuz 2006'da valilik başvuruyu kabul etti ve tazminat ödenmesi yönünde karar verdi.
Açılan soruşturma daha sonra Mehmet Nuri Binzet’in (Kamil Atağ’ın kardeşi) 2009 yılındaki itirafları sonrasında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2009/906 soruşturma numarası ile hazırlanan 2009/972 numaralı iddianame kapsamına alındı. Müşteki ve tanık anlatımlarının, özellikle olaya görgüsü olan tanıklar E.T. ve A.M.'nin anlatımlarının, dosya gizli tanıkları Tükenmez Kalem ile Sokak Lambası'nın (Hıdır Altuğ ve Abdülhakim Güven) itirafları ile birebir uyduğu gerekçesiyle maktuller Süleyman Gasyak, Abdulaziz Gasyak, Yahya Akman ve Ömer Candoruk'un şüpheli Cemal Temizöz’ün talimatı ile şüpheliler Adem Yakin, Abdülhakim Güven, Hıdır Altuğ, ile Yavuz, Cabbar, Selim Hoca ve Tuna kod adlı şahıslar tarafından ateşli silahla vurulmak suretiyle öldürüldükleri kanaati belirtildi.
İddianamede, 1993-95 yılları arasında Cizre İlçe Jandarma Bölük Komutanı olan Cemal Temizöz’ün Bedran kod adlı Adem Yakin, F. kod adlı F.A. ve Tayfun kod adlı Hıdır Altuğ ile gerçek isimleri tespit edilemeyen uzman çavuşlar Yavuz Güneş, Selim Hoca, Cabbar ve Tuna kod isimlerini kullanan şahıslardan oluşan sivil bir sorgu/infaz timi kurduğu, bu grupla, 21 kişiyi terörle mücadele adı altında işkenceyle sorguladığı, zorla kaybettiği ya da öldürdüğü iddia edildi. Tuna kod isimli şahsın bir trafik kazasında öldüğü ancak diğerlerinin gerçek isimleri belirlenemediği için haklarında kamu davası açılamadığı belirtildi. Sanıklar hakkında “Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, örgüt üyesi olmak, cinayete azmettirmek ve cinayet”ten Cemal Temizöz için dokuz, Kamil Atağ ve Adem Yakin için yedi, Fırat Altın (Abdülhakim Güven) için altı, Hıdır Altuğ için üç, Temer Atağ için iki ve Kukel Atağ için bir kez ağırlaştırılmış müebbet istendi. 2009 yılında sanıklardan Kamil Atağ, Cemal Temizöz, Temer Atağ, Adem Yakin ve Fırat Altın (Abdülhakim Güven) tutuklanarak yargılanmaya başladı. Mart 2009’dan beri firari olarak aranan Kukel Atağ ise 8 Ocak 2010’da yakalanarak tutuklandı. Dava başladıktan yaklaşık üç yıl sonra, müdahil avukatlarından Tahir Elçi’nin çabalarıyla dönemin belgelerindeki imzalardan çapraz karşılaştırma yapılarak kimliği tespit edilen “Yavuz Hoca” ya da “Yavuz Güneş” kod adıyla bilinen Uzman Çavuş Burhanettin Kıyak da 27 Temmuz 2012’de Ankara’da tutuklandı.
Bir yılı aşkın bir süre ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle tutuklu yargılanan Kukel Atağ, 18 Mart 2011’de sağlık sorunları nedeniyle tahliye edildi. 1994 yılında Cizre'de Cemal Temizöz'ün kurduğu ekipte görev aldığı ve Ramazan Uykur'u öldürdüğü iddiasıyla yargılanan Temer Atağ ise suç tarihinde askerde olduğu iddiasıyla 22 Haziran 2012’de tahliye edildi. Kamil Atağ suç vasfı ve delil durumunun değerlendirilmesi sonucu 21 Aralık 2012’de; Hıdır Altuğ ve Abdülhakim Güven 8 Kasım 2013’te, Cemal Temizöz ise 12 Eylül 2014’te tutuklulukta geçirdikleri süre dikkate alınarak tahliye edildi. 23 Mart 2009’da Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı iken tutuklanan ve dokuz kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanan Cemal Temizöz, 2010 yılında Yüksek Askeri Şurâ tarafından emekliye sevk edildi. Davada en son tutuklanan Burhanettin Kıyak ise, üç yıla yakın tutuklu yargılanmasının ardından 2 Nisan 2015’te adli kontrol şartı ve yurt dışı yasağı konularak tahliye edildi. Güvenlik gerekçesiyle Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesine nakledilen davada tüm sanıklar 5 Kasım 2015 tarihli duruşmada delil yetersizliğinden beraat etti.
Beraat kararına karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 25 Kasım 2021 tarihinde ikiye karşı üç oyla beraat kararlarını onadı. Bu karar sonrasında Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurular halen derdest.
Abdülaziz Gasyak, Süleyman Gasyak, Yahya Akman ve Ömer Candoruk’un aileleri aynı zamanda 20 Ağustos 2009 tarihinde AİHM’ye başvuru yaptı. AİHM 13 Ocak 2010 tarihli kararında Türkiye'yi AİHS'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. Maddesini usulden ihlal ettiği gerekçesiyle ailelere tazminat ödemeye mahkum etti.