İhsan Haran
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- İmam nikahlı
- Meslek
- İşçi
- Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişi Sayısı
- 4
- Olay Özeti
AİHM’nin 6 Ekim 2005 tarihli karar tutanaklarına göre, 1969 doğumlu İhsan Haran evli ve üç çocuk babasıydı. Ailesiyle birlikte Diyarbakır Lice’ye bağlı Huseynîk (Arıklı) köyünde yaşıyor, tarım ve hayvancılıkla uğraşıyordu. 12 Mayıs 1994’te köylerinin güvenlik güçlerince yakılıp boşaltılması üzerine Diyarbakır merkeze göç etmek zorunda kaldılar. İhsan Haran burada inşaatlarda geçici işçilik yaparak geçimini sağlıyordu. İhsan Haran ve eşi Nesibe Haran, bazı yakınları örgüte katıldığı için devlet güçlerinin sürekli baskısına maruz kalıyorlardı. İhsan Haran daha önce askerler tarafından gözaltına alınmış, evi basılmış, tehdit edilmişti. Bir gözaltı sonrası gördüğü ağır işkencelerden dolayı iki ay boyunca yatakta tedavi olmak zorunda kalmıştı.
24 Aralık 1994 günü, İhsan Haran son sekiz gündür çalıştığı inşaat işinden evine dönmedi. Daha önce de mesaiye kaldığı zamanlar eve gelmediği için ailesi önce herhangi bir şeyden şüphelenmedi. Üç gün sonra, 27 Aralık 1994’te evlerine gelen köylüleri F.H., 24 Aralık günü inşaat alanına gelen resmi kıyafetli polislerin kimlik kontrolü yaptığını, İhsan Haran’ın kimliğine baktıktan sonra kendi aralarında on dakika kadar tartıştıktan sonra İhsan Haran’ı da yanlarına alarak oradan ayrıldıklarını söyledi. 30 Aralık 1994 günü F.H. de gözaltına alındı.
Haran’ın eşi, kocasının gözaltına alındığını öğrendikten sonra önce İnsan Hakları Derneğine (İHD) giderek hukuki yardım talebinde bulundu. Daha sonra Devlet Güvenlik Mahkemesine dilekçeyle başvurarak İhsan Haran’ın nerede tutulduğunu öğrenmeye çalıştı. Ancak mahkeme önünde nöbet tutan polis memurlarınca engellendi ve dilekçesini veremedi. Aile üyeleri yaklaşık bir ay boyunca savcıya ulaşmaya çalıştılar, valiliğe başvurdular ancak herhangi bir bilgiye ulaşamadılar.
Haran’ın eşi bunun üzerine çeşitli hapishaneleri dolaşarak kocasını aramaya devam etti. Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevinde 31. koğuşta kalan bir kişi İhsan Haran’ı gözaltında gördüğünü söyledi. Yine başka görgü tanıkları İhsan Haran’ın cansız bedenini Batman’da bir hastane morgunda gördüklerini ve tanıdıklarını söyledi. Ailesi bunun üzerine söz konusu hastaneye giderek bilgi almaya çalıştı. Ancak hastane yetkilileri tarafından bu isimde kimsenin kendilerine gelmediği söylendi. Aile, İhsan Haran hakkında başka hiçbir bilgiye ulaşamadı.
1 Şubat 1995’te İhsan Haran’ın erkek kardeşleri gözaltına alındı ve “Abileri gibi öldürülecekleri” yönünde tehdit edildiler. Haran’ın eşi, 22 Haziran 1995’te AİHM’ye başvurdu. İlerleyen zamanlarda da Haran ailesi üzerindeki baskılar devam etti. 1997’de eşinin kız kardeşi polisler tarafından taciz edildi ve 15 Aralık 1998’te kendisini polis olarak tanıtan bir kişi yanına gelerek yakınlardaki bir arabaya binmesini istedi; ailesi hakkında bilgisi olduğunu, muhbirlik yapması karşılığında para verebileceğini söyledi, Haran’ın eşi bunu reddetti. (Haran’ın eşi yıllar sonra Şemdinli olayı sanığı uzman çavuş A.K.’nin görüntülerini televizyonda izlediğinde bu kişinin A.K. olduğunu tespit etti.) Haran’ın eşi, kocasının zorla kaybedilmesinin ardından uzun yıllar devlet güçlerinin takibine, gözaltı ve baskısına maruz kalmaya devam etti.
İtirafçı ve eski JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan 27 Ocak 2009’da Taraf gazetesinden Neşe Düzel’e verdiği röpotajda İhsan Haran’ın zorla kaybedilip öldürülmesine ilişkin şu ayrıntıları verdi: “PKK’lı olduğu söylenen İhsan Haran isimli bir genç vardı. Ailesi boşaltılan Lice köylerinden Diyarbakır’a göçmüştü. Şehitlik semtinde oturuyordu. O genç JİTEM’e alınıp sorgulandı. Sonra da Silvan tarafına götürüldü, bir arazide kafasına kurşun sıkılıp bırakıldı. Fakat sonra komutan Abdülkerim Kırca’dan duydum. Meğer o genç kafasına sıkılan kurşunla ölmemiş. Sadece şok geçirmiş. Batman’a kadar yürüyüp hastaneye gitmiş. Yaşadığı olayı anlatmış. İşte bu olay Batman timine haber veriliyor, o da Diyarbakır JİTEM’e bildiriyor. Kırca’yı telefonla arıyorlar ve ‘Komutanım böyle bir durum var,’ diyorlar. O da ‘Tamam onu hemen sizin time alın, bekletin. Biz geliyoruz,’ diyor. Bana bunu Kırca kendisi anlattı. İlk infazı yapanları beceriksizlikle suçladı. ‘Bizim beceriksizler öldürememişler. Adam kalkmış şehre, hastaneye gitmiş. Tekrar gittik, aldık ve işini tamamladık,’ dedi. Abdülkerim Kırca yanına personelini alarak hemen Batman’a gidiyor ve o genç tekrar araziye götürülüp infaz ediliyor. JİTEM’in eline düşen sağ bırakılmıyor.”
AİHM, 6 Ekim 2005’te AİHS’nin yaşam hakkını koruyan 2. Maddesinin usul yönünden ihlal edildiğine karar verdi ve devleti manevi tazminat ödemeye mahkum etti.
- Konum
Enlem: 37.9249733
Boylam: 40.2109826
- Konum
- Şehir
- Diyarbakır
- Kaybedilme Tarihi
- 24 Ara 1994
- Yıl
- 1994
- Mağdurun Yaşı
- 25
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- AİHM kararı
- Gazete veya internet haberi
- İfade tutanağı
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Kayıp yakınıyla görüşme (ses ve görüntü kaydı)
- Soruşturma Sonucu
- Bilinmiyor
- AİHM Kararı
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- İhlal Edildiğine Karar Verilen AİHS Maddeleri
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Hukuki Süreç Özeti
Haran’ın eşi, kısa bir süre önce kaybolan eşinin inşaatta çalışırken gözaltına alındığını bir görgü tanığından öğrendikten sonra Devlet Güvenlik Mahkemesine dilekçeyle başvurarak İhsan Haran’ın nerede tutulduğunu öğrenmek istedi ancak mahkeme önünde nöbet tutan polis memurlarınca engellendi ve dilekçesini veremedi. Aile üyeleri yaklaşık bir ay boyunca savcıya ulaşmaya çalıştılar ancak başaramadılar. Haran’ın eşi, 22 Haziran 1995’te AİHM’ye başvurdu. Yapılan başvurunun ardından AİHM, 26 Şubat 1996’da hükümetten olayla ilgili bilgi talep etti. Bunun üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında bir soruşturma başlatıldı.
Savcılık, 21 Ocak 1998’te, İhsan Haran’ın gözaltında kaybedildiğine ilişkin yeterli delil olmadığına karar vererek takipsizlik kararı verdi. 3 Aralık 2003’te Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı yetkisizlik kararı vererek soruşturma evrakını Lice Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
İtirafçı ve eski JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan 4 Mayıs 2004’te verdiği röportajda İhsan Haran’ın JİTEM tarafından sorgulandıktan sonra infaz edildiğini söyledi.
Haran’ın eşi, 22 Haziran 1995’te AİHM’ye başvurdu. Yapılan başvurunun ardından AİHM, 26 Şubat 1996’da hükümetten olayla ilgili bilgi talep etti. Bunun üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında bir soruşturma başlatıldı. Savcılık, 21 Ocak 1998’te, İhsan Haran’ın gözaltında kaybedildiğine ilişkin yeterli delil olmadığına karar vererek takipsizlik kararı verdi. 3 Aralık 2003’te Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı yetkisizlik kararı vererek soruşturma evrakını Lice Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. AİHM, 6 Ekim 2005’te Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkını koruyan 2. Maddesinin usul yönünden ihlal edildiğine karar verdi ve devleti manevi tazminat ödemeye mahkum etti.
Mayıs 2023 yılında Lice Cumhuriyet Başsavcılığındaki isim sorgulamasında İhsan Haran’ın adına bir dosya bulunamadı. Aynı şekilde eşinin adından yapılan sorguda da bir dosyaya ulaşılamadı. Bunun üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığındaki isim sorgusunda 2014/10025 dosyasında maktul sıfatı ile kayıtlı olduğu görüldü. Elimize ulaşan belgelere göre dosya açık durumda olmasına ve inceleme talep etmemize rağmen kısıtlılık kararı bulunmaktadır. Mayıs 2023 itibariyle bilgiler günceldir.