İlhan İbak
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Meslek
- Çiftçi
- Olay Özeti
AİHM dostane çözüm kararında yer alan bilgilere ve yakınlarının ifadelerine göre 1994 yılı başlarında korucu olmayı reddeden Bênat (Kırkağaç) köyü askerlerce yakıldı. Köylüler eşyalarını toplamaya bile izin verilmeden evlerinden çıkartıldı, askerler tüm köyü ateşe verdi. Bunun üzerine Özdemir, Özer, Esenboğa, İbak ve Şen aileleri de dâhil tüm köy Güçlükonak'a bağlı Fındık beldesine taşındı. Ancak koruculuk dayatması devam etti ve korucu olmayı reddettikleri için köyün gençleri örgüte yardım ettikleri iddiasıyla gözaltına alınmaya devam edildi.
13 Ağustos 1994 tarihinde Fındık Bölge Jandarma Karakoluna bağlı askerler köye bir operasyon düzenleyerek tüm evlerde arama yaptı, daha sonra da 29 yaşındaki İlhan İbak, 31 yaşındaki Ahmet Özdemir, 27 yaşındaki Fikri Şen, 31 yaşındaki Ahmet Özer, 38 yaşındaki Bahri Esenboğa ve Mehmet Dayan'ı gözaltına aldı. Çocuklarının hayatından endişe eden ve gözaltına alınmalarını engellemeye çalışan ailelere ifadeleri alındıktan sonra geri bırakılacakları söylendi.
Köy baskınını komuta eden üç asker yüzbaşı H.N., N.B. ve astsubay M.P. idi. Onlara Xursê köyünun muhtarı ve korucuları da eşlik ediyordu. Üç gün boyunca Fındık Karakolunda gözaltında tutulan beş kişi dördüncü gün bir helikoptere bindirilerek götürüldü. İlhan İbak'ın babası ve Fikri Şen’in annesi her gün Fındık Karakoluna giderek ne zaman bırakılacaklarını sordular, her seferinde ifadeleri alındıktan sonra bırakılacakları söylendi. Her gün oğlunu görmeye giden Şen'e oğlu üçüncü gün gösterildi. Fikri Şen annesine "Bizi öldürecekler" dedi ve o sırada gelen helikoptere zorla bindirildiklerine tanık oldu.
Aileler Şırnak'ta, Diyarbakır'da, Ankara'da ulaşabildikleri her yere başvurdular. Bahri Esenboğa'nın kardeşi yaklaşık on beş gün sonra kardeşiyle aynı yerde gözaltında tutulan bir kadının kendilerine gelerek 11 gün boyunca kardeşine ve diğer köylülere işkence edildiğini ve 12. gün bir helikoptere bindirildiklerini gördüğünü anlattı. Yine o günlerde askerler evi tekrar basıp arama yaptı, gözaltına aldıkları altı kişinin kaçtığını iddia etti.
Gözaltına alınanlardan biri yaklaşık bir ay sonra serbest bırakıldı ve köye geldi. Aileler ziyaretine gidip diğerlerini sorduğunda onlara; helikopterle Xurse köyüne götürüldüklerini, korucuların kendilerine işkence yaptığını, İlhan İbak ile Fikri Şen'in işkence sırasında "Yeter artık dövmeyin, sizi tanıyoruz," dediğini duyduğunu ama sonra ayrı yerlerde tutuldukları için diğerlerinin başına ne geldiğini bilmediğini söyledi ve kısa bir süre sonra da ailesiyle beraber köyü terk etti.
Geriye kalan ailelerin bu arada ulaştıkları B.A. isimli bir korucubaşı gözaltına alınanların helikopterle Şırnak'a götürüldülerse bırakılacaklarını, dönemin Tugay Komutanı S.U.’ya teslim edildilerse geri dönmeyeceklerini söyledi. Fikri Şen’in annesi yanındayken korucubaşı B.A., köye operasyon sırasında gelen korucular arasında olan A.Ö.’yü arayarak, gözaltına alınanların adlarını verdi ve "Senin yanına getiriliyorlar, onlara iyi bak," dedi. Bu olanlardan sonra İbak ailesinin erkekleri Tugay Komutanı S.U.’yu görmeye gittiler ve İlhan İbak ve diğer köylülerinin serbest bırakılmasına karşılık gönüllü korucu olacaklarını bildirdiler ancak Komutan "Onlar gitti, yapacak bir şey yok," dedi.
İlhan İbak'ın kardeşi, Zewe dağlarında JİTEM ile çalışan bir itirafçıya gidip abisinin nerede olduğunu öğrenmeye çalıştı. İtirafçı İbak'ın kardeşini Silopi Jandarma Komutanlığına götürerek "Bundan sonra bizim adamımız," deyince İbak başına gelebileceklerden korktu ve yaklaşık altı ay sonra İstanbul'a kaçtı. İbak ailesi yaklaşık bir yıl İlhan İbak belki bırakılır ve eve döner umuduyla köylerinde kalmaya devam etti, sonra Cizre'ye taşındı. Esenboğa ailesi de iki buçuk, üç yıl kadar sonra Cizre'ye taşındı. İlhan İbak'ın annesi Ergenekon davası kapsamında 2009 yılında kazılan BOTAŞ kuyularından çıkan kemikleri televizyonda görünce geçirdiği şokla konuşma yeteneğini kaybetti; o günden beri sadece işaret diliyle iletişim kurabiliyor. Bahri Esenboğa diğer dört köylüsü ile birlikte zorla kaybedildikten yaklaşık dört ay sonra küçük kardeşi Hasan Esenboğa da hayvanları için saman almaya gittiği Cizre'de zorla beyaz bir araca bindirildi; sekiz gün sonra cesedi köylüler tarafından Cizre-İdil yolunda boş bir tarlada bulundu. Cizre'nin en işlek caddesi olan Dörtyol'da gerçekleşen olaya pek çok kişi şahitlik etmiş ve araçta İlçe Jandarma Komutanı C.T.’nin olduğunu görmüşse de korktukları için kimse şahitlik yapmadı.
- Konum
Enlem: 37.472115
Boylam: 41.912442
- Konum
- Şehir
- Şırnak
- İlçe
- Güçlükonak
- Kaybedilme Tarihi
- 13 Ağu 1994
- Yıl
- 1994
- Mağdurun Yaşı
- 29
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- Gazete veya internet haberi
- Kayıp yakınıyla görüşme (ses ve görüntü kaydı)
- Savcılık müşteki ifade tutanağı
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturma sürüyor
- AİHM Kararı
- Dostane çözüm
- Hukuki Süreç Özeti
AİHM dostane çözüm kararında yer alan bilgilere ve yakınlarının ifadelerine göre 1994 yılı başlarında korucu olmayı reddeden Bênat (Kırkağaç) köyü askerlerce yakıldı. Köylüler eşyalarını toplamaya bile izin verilmeden evlerinden çıkartıldı, askerler tüm köyü ateşe verdi. Bunun üzerine Özdemir, Özer, Esenboğa, İbak ve Şen aileleri de dâhil tüm köy Güçlükonak'a bağlı Fındık beldesine taşındı. Ancak koruculuk dayatması devam etti ve korucu olmayı reddettikleri için köyün gençleri örgüte yardım ettikleri iddiasıyla gözaltına alınmaya devam edildi.
6 Mart 1995 tarihinde Eruh Cumhuriyet Savcısı kaybedilenlerin yakınları olan İ.Ş. ve İ.İ.’nin ifadelerini aldı. Savcı, kaybedilenlerin yakınları tarafından hakkında şikâyette bulunulan Astsubay M.P. asker olduğu için hakkında görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığındaki Askeri Savcılığa gönderdi. 23 Haziran 1995 tarihinde Diyarbakır Askeri Savcısı da yetkisizlik kararı vererek, Astsubayın Fındık 6. Jandarma Taburuna bağlı olduğunu belirtti ve ifadesinin alınması için dosyayı Diyarbakır 2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı Askeri Savcılığa gönderdi.
13 Şubat 1996 tarihinde Konya Bölge Jandarma Komutanlığına bağlı askeri savcı tarafından M.P.’nin ifadesi alındı. M.P., 13 Ağustos 1994 tarihinde gerçekleştiği iddia edilen askeri operasyon hakkında ve kaybedilen kişilerin gözaltına alınışıyla ilgili hiçbir bilgisi olmadığı yönünde ifade verdi. Diyarbakır 2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı savcı, Eruh Cumhuriyet Savcısından F.Ş., İ.İ., A.Ö., A.Ö., B.E., İ.Ş. ve İ.İ.’nin ifadelerini almasını talep etti. Eruh Savcısı Güçlükonak Jandarma Komutanlığından bu kişilerin yerlerinin tespit edilmesini istedi. Güçlükonak Jandarma Komutanlığı, 9 Temmuz 1996 tarihli yazısında bu kişilerin Fındık köyünü terk ettiklerini ve Cizre’ye gittiklerini, yeni adreslerinin bilinmediğini bildirdi.
14 Ağustos 1996 tarihinde Cizre Cumhuriyet Savcısı, Cizre Emniyet Bölge Müdürlüğüne bu kişilerin bulunması için yazı gönderdi. Emniyet Müdürlüğü adresleri tespit edemediğini bildirdi. Diyarbakır 2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı savcı 6 Aralık 1996, 3 Mart 1997 ve 12 Mayıs 1997 tarihlerinde Şırnak ve Eruh Savcılarına bu kişilerin bulunması için araştırmaların devam etmesi yönünde talimatlar gönderdi. İç hukuk yolları tıkanınca İlhan İlbak, Fikri Şen, Ahmet Özdemir ve Bahri Esenboğa’nın ailelerinin avukatı 18 Mart 1996'da dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdı. 30 Mayıs 2000'de AİHM dosyayı kabul etti ve 22 Ağustos 2001'de taraflara yazdığı bir yazıyla dostane çözüme gitmelerini tavsiye etti. 14 Eylül 2001'de hükümetin önerdiği 34.000 Sterlin tazminat ile dostane çözüm avukat O.B. tarafından kabul edilince 6 Kasım 2001'de AİHM dostane çözüm kararı açıklandı ancak bu avukat ailelere dostane çözümden de tazminattan da bahsetmedi. Dokuz yıl sonra İnsan Hakları İzleme Örgütünden Emma Sinclair Webb’in ailelerle görüşmesi sırasında tesadüfen ortaya çıkan olay sonrasında aileler Şırnak Cumhuriyet Savcılığına avukat hakkında suç duyurusunda bulundu. Aileler aynı zamanda avukatın bağlı bulunduğu Batman Barosuna da olayla ilgili bir şikâyet dilekçesi göndererek disiplin soruşturması açılmasını istedi.
BOTAŞ kuyularının açılmasının ardından İbak'ın babasının 24 Mart 2009'da Cizre Cumhuriyet Savcılığına verdiği dilekçe sonrasında 2009/430 soruşturma numarasıyla dosya yeniden açıldı. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma sonrasında, 1993-1998 yılları arasında Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde şüpheli korucu B.A. ve kimliği tespit edilemeyen şahıslar tarafından öldürüldüğü iddia edilen Ömer Savun, Mehmet Sait Şen, Beşir Başkak, Ömer Çetin, Fikri Şen, İlhan İbak, Abdullah Güler, Mehmet Emin Özalp, Ahmet Özer, Mehmet Toru, Ahmet Güler, Ahmet Şen, Asiye Baykara, Feyzi İlhan, Bahri Esenboğa, Resul Erdoğan, Fettah Erden, Abdulhalim Baykara, Emin Kaya ve Ahmet Özdemir’e ilişkin hazırlanan fezleke, Mart 2012 tarihinde CMK 250. maddesinde belirtilen suçlara bakmakla yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.
Haziran 2023 yılında yapılan incelemede Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında (TMK 10. Maddesi ile Görevli) 2012/1082 esas numaralı soruşturmanın mevcut olduğu görüldü. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (TMK 10. Maddesi ile Görevli) 2012/1082 esas numaralı dosya yetkisizlikle kapatılmış (Karar no: 2014/4423 Kapanış Tarihi: 07.03.2014) ve dosya Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/816 soruşturma numarasını alarak Şırnak’a gönderilmiştir.
Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan sorgulamada 2014/816 dosyasının Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına yetkisizlikle gönderildiği ve burada 2014/1872 esas numarasına kaydedildiği görüldü.
Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı sorgusunda ise 2014/1872 numaralı dosyada birçok maktül bulunmasına rağmen çoğu dosyanın ayrılarak farklı esaslara kaydedildiği görüldü. İlhan İbak, Bahri Esenboğa, Ahmet Özer, Fikri Şen, Ahmet Özdemir adlı maktüllerin dosyaları Cizre 2017/1898 esas numarasına kaydedilmiştir. (Karar no: 2017/156 tarih: 01.04.2017) Dosyada meçhul faillerin yanında A.E., A.Ö., B.A., H.N. ve M.P. şüpheli konumundadır. Dosya Cizre Cumhuriyet Başsavcılığında halen görülmektedir.
2023 yılında Cizre Cumhuriyet Başsavcılığındaki 2017/1898 numaralı dosyanın baştan itibaren incelenmesi ile ulaşılan bilgiler şöyledir:
Dosyada İlhan İbak, Bahri Esenboğa, Ahmet Özer, Fikri Şen ve Ahmet Özdemir bulunmaktadır. 24 Mart 2009 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 2009/430 numaralı dosyası kapsamında müştekiler Fikri Şen’in annesinin, Ahmet Özdemir’in eşinin, Ahmet Özer’in eşinin, Bahri Esenboğa’nın kardeşinin ve İlhan İbak’ın babasının ifadeleri alınmıştır. Tanık/şüpheli beyanlarına başvurma nedeni olarak; Olaylarla ilgili A.E., yüzbaşı H.N., Astsubay M.P., Yüzbaşı N.B., Korucubaşı A.Ö. ve B.A.’nın olaylarla ilgisi oldukları belirtilmiştir.
Cizre Cumhuriyet Başsavcılığındaki 2009/430 numaralı dosyasının 2009/23 karar numarası ile 3 Nisan 2009 tarihinde müştekilerin iddialarının geçtiği yerin Güçlükonak ilçesi olduğu, bu iddiaların soruşturma ile ilgili ve irtibatlı olduklarına ilişkin bir irtibat kurulamadığı, ayrıca soruşturma çok kapsamlı olduğu için Güçlükonak’ta meydana gelen olaylarla ilgili soruşturmanın bir evrak üzerinden yürütülmesinde hukuki ve fiili yarar bulunduğu anlaşıldığından ayrılmasına, 2009/546 numaralı dosya üzerinden devamına karar verilmiştir. (Cizre Cumhuriyet Başsavcılığında yaptığımız isim sorgusunda ise Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 2009/546 numaralı dosyanın Diyarbakır’a gittiği, Diyarbakır’dan tekrar Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına döndüğü ve Cizre Cumhuriyet Başsavcılığında 2017/1898 numaralı dosya üzerinden devam ettiği görülmüştür.)
29 Haziran 2009 tarihinde 2009/546 dosya numaralı soruşturma üzerinden Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca Güçlükonak İlçe Jandarma Komutanlığına 1993-1994 yıllarında komutanlıklarında görev yapan Güçlükonak İlçe Jandarma Komutanının ve rütbeli personellerinin açık kimlik bilgilerinin ve adreslerinin tespiti ile söz konusu yıllarda komutanlığa bağlı karakolların isimleri, burada görev yapan rütbeli personellerin açık kimlik bilgileri ve adreslerinin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi istenmiştir. Güçlükonak İlçe Jandarma Komutanlığı 3 Kasım 2009 tarihinde 19 kişinin bilgisini Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
18 Mart 2010 tarihinde Eruh Cumhuriyet Başsavcılığına bu dosyadaki şahısların öldürülmeleri ya da kaçırılmalarına ilişkin hiçbir başvuru olup olmadığını, varsa akıbeti, daimi arama dosyası olup olmadığı sorulmuş ve Eruh Cumhuriyet Başsavcılığından 2 Nisan 2010 tarihinde bu bilgi talebine cevap gelmiş, herhangi bir başvuru ve yürütülen soruşturma dosyasının olmadığının tespit edildiği bilgisi verilmiştir. 7 Nisan 2010 tarihinde Kayseri’de müştekilerin tanığı olarak M.D.’nin ifadesi alınmıştır. 24 Mayıs 2017 tarihinde bu dosyada bulunan öldürülen/kaybedilen beş kişi için Av. Hüseyin Tül tarafından dosyaya sunulan dilekçede “Şikayete konu suçun soruşturulmasına ilişkin ulusal ve uluslararası yasal yükümlülüklerin hatırlatılmasına; bu yükümlülüklere aykırı uygulamalara son verilmesi, soruşturmanın hızlandırılması, sorumluların tespiti ve yargılanması,” talebi sunulmuştur.
Siirt Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/944 numaralı dosyada 2017/1898 numaralı talimat ve Cizre Cumhuriyet Başsavcılığından soruşturma dosyası olay numarası ile bir korucunun ifadesi alınması istenmiştir. 1993 yılında Şırnak Güçlükonak ilçesine bağlı Çelik Karakolunda çalışmaya başladığını ve emekliye ayrıldığını, 2017 yılına kadar burada görev yaptığını söyleyen A.Ö. adlı korucunun 5 Aralık 2017 tarihinde ifadesi alınmıştır ve A.Ö. suçlamayı reddetmiştir. 9 Aralık 2015 tarihinde A.E. adlı kişinin ifadesi alınmıştır. Bu kişi 1994-1999 yılları arasında Fındık beldesinde muhtarlık yaptığını söylemiştir. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/1872 soruşturma numaralı dosyası üzerinden Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadesi alınmış bu kişi; Astsubay M.P. ve tanımadığı iki askerin ikametinin önüne geldiğini, bu dosyadaki beş şahsın ismini sorduğunu ve M.D.’yi sorduklarını, İlhan İbak dışındakilerin evlerine gittiklerini, bu şahısların askerler tarafından alındıklarını, Fındık Taburuna gittiklerini, M.D.’nin sonradan döndüğünü, sonrasında onlarla hiç görüşmediğini, olayın geri kalan kısımlarını bilmediğini aktarmıştır.
4 Aralık 2015 tarihinde S.A.’nın (Babası B.A.’nın 1991 yılından beri Güçlükonak Belediye Başkanlığı yaptığını beyan etmiştir) Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/1872 soruşturma numaralı dosyası üzerinden tanık olarak beyanı alınmıştır. Olayda adı geçen kimseyi tanımadığını, olayı da bilmediğini söylemiştir. 8 Kasım 2017 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/1898 dosyası üzerinden H.N. adlı kişinin ifadesinin alınmasını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından M.P. adlı kişinin ifadesinin alınmasını, 10 Kasım 2017 tarihinde Siirt Cumhuriyet Başsavcılığından A.Ö. adlı kişinin ifadesinin alınmasını talep etmiştir.
27 Kasım 2017 tarihinde Güçlükonak Polis Merkezi Amirliğince B.A.’nın (Güçlükonak Belediye Başkanı olarak) ifadesi alınmış, konuyla ilgili bilgisinin vatandaşlardan duyduğundan ibaret olduğunu söylemiştir. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, 2014/1872 soruşturma numarasına ilişkin bahsi geçen beş kişinin dosyasını, birbiriyle alakasız birden çok olayın aynı dosyada olması gerekçesiyle 2017/156 karar numarası ile Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/1898 dosyasına kaydedilmek suretiyle ayırma kararı vermiştir.
17 Kasım’da Şırnak Güçlükonak Jandarma Komutanlığı İlçe Jandarma Komutanlığı, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının söz konusu soruşturma dosyası kapsamında, Birleşmiş Milletler Zorla ve İrade Dışı Kaybolmalar Çalışma Grubunun bilgi talebi konusu ile Bahri Esenboğa hakkında adres, gözaltı, tutukluluk yeri, ölüm tutanağı veya alınan gaiplik kararı gibi bilgi ve belgelerin komutanlığa gönderilmesi istemiştir.
21 Mart 2018’de M.P. adlı kişinin ifadesi Tarabya Şehit Aykut Kemal Genç Polis Merkezi Amirliğince alınmış. Bu kişi 1993-1995 yıllarında Şırnak Güçlükonak ilçesine bağlı Fındık köyünde bulunan 6. Jandarma Komando Tabur Komutanlığında İdari İşler Astsubay görevi yaptığını, bahsedilen H.N., N.B., A.E. ve diğerlerini tanımadığını söylemiştir.
28 Kasım 2018’de H.N.’nin ifadesi Belge Yönetim Büro Amirliği tarafından, Büyükçekme Cumhuriyet Başsavcılığı Talimat Bürosu 2018/12147 numaralı talimat ile alınmış; 1994-1995 yıllarında o bölgede görev yaptığını, kaybolan şahısları tanımadığını, olayla ilgisi olmadığını söylemiştir.
12 Ekim 2022 tarihinde Güçlükonak Kaymakamlığı, 2022/36 Muh. sayı ile, 2017/1898 Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına N.B. isimli şahsın açık kimlik tespitinin yapılamadığı bildirilmiştir.
16 Mart 2023 itibariyle Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/1898 numaralı dosyada 21 Mart 2018 tarihinde M.P. adlı kişinin verdiği ifadede ismi geçen N.B.’nin açık kimlik bilgileri ve adres tespitini istemiş olsa da 22 Mart 2023 tarihinde Güçlükonak İlçe Jandarma Komutanlığı, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosuna, N.B. isimli şahsı kimsenin bilmediği, tanımadığı, açık adres ve kimlik bilgilerinin tespit edilemediğine dair tutanak göndermiştir. Sonuç olarak Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/1898 numaralı dosyası üzerinden soruşturma devam etmektedir. Haziran 2023 itibariyle bilgiler günceldir.