Abdurrezak Binzet
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Bilinmiyor
- Cenazenin Bulunduğu Tarih
- 18 Tem 1997
- Meslek
- Tüccar
- Olay Özeti
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı 2009/972 numaralı iddianamedeki ifadelere ve Abdurrezak Binzet’in yakınlarının ifadelerine göre Binzet, 16 Temmuz 1997 tarihinde çarşıya gitmek üzere evinden çıktıktan sonra bir daha geri dönmedi. Binzet’in cenazesi, iki gün sonra, 18 Temmuz’da Silopi-Cizre karayolu üzerinde, Doruklu köyü yakınlarında bulundu. Düzenlenen otopsi raporunda, ölümün vücudun çeşitli bölgelerindeki muhtelif ezilmeler ve kırıklar ile beyin harabiyeti sonucunda gerçekleştiği belirtildi ve soruşturma trafik kazası olabileceği üzerine yürütüldü. Ancak, olay yerinde bedeni gören kardeşine göre, Abdurrezak Binzet’e işkence uygulanmış, üzerinden araçla geçilmiş ve sonrasında bedenin bulunduğu noktaya taşınmıştı. Bu savı destekler şekilde ve otopsi raporunda da belirtildiği üzere, olay yerinde hiçbir kan ve fren izine rastlanmamıştı.
Abdurrezak Binzet’in kaybedilmesinden evvel evinin civarında beyaz renkli iki Toros marka aracın dolaştığı mahalledekiler tarafından görüldü. Ancak görgü tanıkları ifade vermeye yanaşmadı. Olaydan iki gün sonra kardeşi, davul zurna seslerinin olduğu teyp kasetlerinin çalındığı telefonlar almaya başladı. Abdurrezak Binzet’in yakınları, olayın kazayla gerçekleşmiş olmadığını düşünseler de gerek ellerinde yeterince delil olmamasından, gerekse benzer olaylarda tanık oldukları üzere, adaletin yerine geleceğine inançları kalmadığından yetkili makamlarca yürütülen soruşturmada herhangi birinden şikayetçi olmadı. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının 1997/724 hazırlık numarasıyla açtığı soruşturma dosyasında ise herhangi bir ilerleme kaydedilmedi.
- Konum
Enlem: 37.3055432
Boylam: 42.4983217
- Konum
- Şehir
- Şırnak
- İlçe
- Silopi
- Kaybedilme Tarihi
- 16 Tem 1997
- Yıl
- 1997
- Mağdurun Yaşı
- 48
- Mağdurla ilgili son durum
- Bedeni bulundu ve ailesine teslim edildi
- Yargılama Durumu
- Yargılandı fakat beraat etti
- Yargıtay beraat kararını onadı
- Kaynak Materyalin Türü
- İddianame
- Kayıp yakınıyla görüşme (ses kaydı)
- Soruşturma Sonucu
- Davada delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verildi; Yargıtay beraat kararını onadı
- Dava Adı
- Temizöz ve Diğerleri Davası
- Hukuki Süreç Özeti
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı 2009/972 numaralı iddianamedeki ifadelere göre; Abdurrezak Binzet, 16 Temmuz 1997 tarihinde çarşıya gitmek için evden çıktı ve bir daha geri dönmedi. 18 Temmuz 1997 günü cansız bedeninin Silopi-Cizre karayolu üzerinde bulunması üzerine 1997/724 hazırlık numarasıyla soruşturma başlatan Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı olay yeri keşfi ve ölü muayenesi yaptı; klasik otopsi yapılmasına gerek duymadı. Savcılık; aile üyelerinin ve yakınlarının ifadesine başvurdu. Tanıklar, Abdurrezak Binzet’in kimseyle bir sorunu olmadığını, kendilerinin de nasıl öldürüldüğüne dair herhangi bir bilgi ve görgüleri olmadığını söylediler. Savcılık tarafından tanık olarak dinlenen petrol ofisi sahibi H.K. ve Abdurrezak Binzet’ten mazot satın alan A.B., olayla ilgili hiçbir bilgileri olmadığını ifade etti.
1998 yılında tekrar ifadelerine başvurulan aile üyeleri ve yakınları bu defa Abdurrezak Binzet’in ölümünün kaza olmadığını, öldürüldüğünü, durumu Cizre İlçe Jandarma Komutanlığından öğrenen ve Cizre’de koruculuk yapan akrabalarından haber aldıklarını belirtti. Aynı yıl savcılık tarafından verilen daimi arama kararının ardından, Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı ile Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı arasında yasa gereği yapılan rutin yazışmalar, 2007 yılına kadar sürdü ancak fail veya faillere ilişkin herhangi bir bilgi ya da belgeye ulaşılamadı.
2009 yılında, gizli tanıkların yaptığı açıklamalar üzerine, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. Maddesinde Belirtilen Suçlara Bakmakla Yetkili), Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı (Soruşturma No: 2009/430) ile birlikte yürüteceği 2009/906 hazırlık numaralı soruşturmayı başlattı. Bu gelişme, yüzlerce ailenin Şırnak Barosu aracılığıyla ve gönüllü avukatların destekleriyle kendi kayıplarının akıbetlerini öğrenebilmek amacıyla savcılıklara yeniden başvuru yapmasına yol açtı. Abdurrezak Binzet ile ilgili soruşturma evrakları da delil olarak 2009/430 soruşturma numaralı dosyaya sunuldu. Bu soruşturma kapsamında, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadesine başvurulan Binzet’in kardeşi, bu defa önceki ifadelerinde korktuğu için bahsetmediği noktalara değindi. Ailesinin eski belediye başkanı ile yakın akrabalık ilişkileri bulunduğunu, fakat yapmış olduğu eylemleri tasvip etmediklerinden dolayı aralarında soğukluk başladığını, bunun üzerine hem abisi Abdurrezak Binzet’i hem de kendisini JİTEM veya polisle takip ettirmeye ve ilçe jandarma komutanı aracılığıyla üzerlerinde baskı kurmaya başladığını anlattı. Bu dönemde, Terörle Mücadele Bürosunda başkomiser olan bir polis memurunun Abdurrezak Binzet’i gözaltına alıp işkence yaptığını, Abdurrezak Binzet’in kendisini ve etrafındakileri tehdit ettiğini ifade etti. Ayrıca, eski belediye başkanının köyleri boşaltıp, herkesi bir tepeye toplayarak sopalarla ve coplarla dövdüğünü, bu olaylara bizzat şahit olduğunu söyledi. Anlattığı olaylar arasında, Abdurrezak Binzet kaçırılmadan evvel evinin etrafında iki adet beyaz Toros marka aracın dolaştığı, bunun mahalledekiler tarafından da görüldüğü, ancak bu konuda tanıklık yapmaya yanaşmayacakları ve olaydan üç-dört gün sonra evlerine davul zurna seslerinin olduğu teyp kasetlerinin çalındığı telefonlar geldiği de vardı.
Eski belediye başkanının kardeşi de bu soruşturma kapsamında verdiği ifadesinde, Abdurrezak Binzet’in öldürülmesine aile meclisinde karar verildiğini söyleyerek sorumlu olarak Kamil Atağ’ı gösterdi. Savcılık yürüttüğü soruşturma sonucunda faillerde birlik olduğunu tespit ettiği 20 maktul ile ilgili dava sürecini başlattı. Bu davada eski belediye başkanı Kamil Atağ, başka suçların yanı sıra Abdurrezak Binzet’i talimatla öldürmekten de yargılandı.
İddianamede, 1993-95 yılları arasında Cizre İlçe Jandarma Bölük Komutanı olan Cemal Temizöz’ün Bedran kod adlı Adem Yakin, F. kod adlı F.A. ve Tayfun kod adlı Hıdır Altuğ ile gerçek isimleri tespit edilemeyen uzman çavuşlar Yavuz Güneş, Selim Hoca, Cabbar ve Tuna kod isimlerini kullanan şahıslardan oluşan sivil bir sorgu/infaz timi kurduğu, bu grupla, 21 kişiyi terörle mücadele adı altında işkenceyle sorguladığı, zorla kaybettiği ya da öldürdüğü iddia edildi. Tuna kod isimli şahsın bir trafik kazasında öldüğü ancak diğerlerinin gerçek isimleri belirlenemediği için haklarında kamu davası açılamadığı belirtildi. Sanıklar hakkında “Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, örgüt üyesi olmak, cinayete azmettirmek ve cinayet”ten Cemal Temizöz için dokuz, Kamil Atağ ve Adem Yakin için yedi, Fırat Altın (Abdülhakim Güven) için altı, Hıdır Altuğ için üç, Temer Atağ için iki ve Kukel Atağ için bir kez ağırlaştırılmış müebbet istendi. 2009 yılında sanıklardan Kamil Atağ, Cemal Temizöz, Temer Atağ, Adem Yakin ve Fırat Altın (Abdülhakim Güven) tutuklanarak yargılanmaya başlandı. Mart 2009’dan beri firari olarak aranan Kukel Atağ ise 8 Ocak 2010’da yakalanarak tutuklandı. Dava başladıktan yaklaşık üç yıl sonra, müdahil avukatlarından Tahir Elçi’nin çabalarıyla dönemin belgelerindeki imzalardan çapraz karşılaştırma yapılarak kimliği tespit edilen “Yavuz Hoca” ya da “Yavuz Güneş” kod adıyla bilinen Uzman Çavuş Burhanettin Kıyak da 27 Temmuz 2012’de Ankara’da tutuklandı.
Bir yılı aşkın bir süre ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle tutuklu yargılanan Kukel Atağ, 18 Mart 2011’de sağlık sorunları nedeniyle tahliye edildi. 1994 yılında Cizre'de Cemal Temizöz'ün kurduğu ekipte görev aldığı ve Ramazan Uykur'u öldürdüğü iddiasıyla yargılanan Temer Atağ ise suç tarihinde askerde olduğu iddiasıyla 22 Haziran 2012’de tahliye edildi. Kamil Atağ suç vasfı ve delil durumunun değerlendirilmesi sonucu 21 Aralık 2012’de; Hıdır Altuğ ve Abdülhakim Güven 8 Kasım 2013’te, Cemal Temizöz ise 12 Eylül 2014’te tutuklulukta geçirdikleri süre dikkate alınarak tahliye edildi. 23 Mart 2009’da Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı iken tutuklanan ve dokuz kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanan Cemal Temizöz, 2010 yılında Yüksek Askeri Şurâ tarafından emekliye sevk edildi. Davada en son tutuklanan Burhanettin Kıyak ise, üç yıla yakın tutuklu yargılanmasının ardından 2 Nisan 2015’te adli kontrol şartı ve yurt dışı yasağı konularak tahliye edildi. Güvenlik gerekçesiyle Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesine nakledilen davada tüm sanıklar 5 Kasım 2015 tarihli duruşmada delil yetersizliğinden beraat etti.
Beraat kararına karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 25 Kasım 2021 tarihinde ikiye karşı üç oyla beraat kararlarını onadı. Bu karar sonrasında Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurular halen derdest