Tolga Baykal Ceylan
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Bekar
- Meslek
- Öğrenci
- Olay Özeti
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun 26 Mayıs 2011 tarihli raporuna ve Hür Bakış haber sitesinde 20 Mayıs 2013’te yayımlanan habere göre; Tolga Baykal Ceylan, 7 Ağustos 2004 tarihinde İğneada’ya tatile gitmek üzere evinden ayrıldı. İğneada otobüs garındaki kahvehanede bir kişi ile tanıştı ve bu kişiye ait çadırda kalmaya başladı. Ertesi gün köyde internet bağlantısı aramaya çıktığı esnada Uzman Jandarma Çavuş A.A. tarafından durdurulup kimlik kontrolü yapıldı. Köy muhtarı ve jandarma komutanı arasında yapılan görüşme sonucu köy meydanında serbest bırakıldı. 9 Ağustos’ta köy azasına İstanbul’a döneceğini söyledi. Aynı gün öğle saatlerinde annesini arayarak iyi olduğunu bildirdi ve O.U.’nun kahvehanesine gelerek annesine bir not bıraktı. Ertesi gün tekrar annesini arayarak 7***9 numaralı telefonu bildirdi ve bu tarihten sonra bir daha annesiyle görüşmedi. Akşam saatlerinde Beğendik köyü çobanı G.Y. ile liman inşaatının güneyinde görüştü. Aynı gün bir balıkçı barınağında V.Y.’nin teknesinin yanında bir poşet içinde ıslak tişört ve çamaşır bulundu.
12 Ağustos’ta Tolga Baykal’ın annesi Demirköy İlçe Jandarma Komutanlığını arayarak ihbarda bulundu. 14 Ağustos’ta oğluyla ilgili bilgi almak için İğneada’ya gitti.
Bulunan kıyafetler, 16 Ağustos günü teşhis için İğneada'ya çağrılan anneye, kendisinin ipucu için savcılığa gönderilmesi taleplerine rağmen, teslim edildi; hızla imzalatılan dört-beş tutanakta ne yazdığını okuyamayan anneye tutanakların kopyası da verilmedi. Tutanakların birinde tarih 17 Ağustos, diğerlerinde 16 Ağustos olarak yazılmıştı. Demirköy Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi; TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu da 26 Mayıs 2011'de yayınladığı raporda, ulaşılan bilgiler ışığında Tolga Baykal Ceylan'ın güvenlik güçleri tarafından gözaltında kaybedildiğine dair bir kanı oluşmadığından, olayın adli bir vaka olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
- Konum
Enlem: 41.82261800000001
Boylam: 27.762756000000003
- Konum
- Şehir
- Kırklareli
- İlçe
- Demirköy
- Kaybedilme Tarihi
- 10 Ağu 2004
- Yıl
- 2004
- Mağdurun Yaşı
- 24
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- Gazete veya internet haberi
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Meclis Araştırma Komisyonu raporu
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturma sürüyor
- Hukuki Süreç Özeti
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun raporundaki ifadelere göre; Tolga Baykal Ceylan'ın güvenlik güçleri tarafından gözaltında kaybedildiğine ilişkin iddiaları araştırmak üzere 9 Şubat 2011 tarihinde bir alt komisyon oluşturuldu ve incelemelere başlandı. Komisyon bu tarihte Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığıyla iletişime geçti. Demirköy Cumhuriyet Başsavcılığının, Tolga Baykal Ceylan’ın kaybolmasının ardından 2004 yılında 2004/232 soruşturma numarasıyla inceleme başlattığı anlaşıldı ve komisyon bu dosyayı incelemek üzere savcılıktan istedi. İnceleme sonucunda komisyon, 10 Ekim 2006 tarihinde Demirköy Cumhuriyet Başsavcılığının, Tolga Baykal Ceylan’ın eşkaline uyan bir beden bulunamadığı ve ölümüne ilişkin herhangi bir delil olmadığı gerekçesiyle “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” verdiğini gördü.
Demirköy Cumhuriyet Başsavcılığı 14 Şubat 2011 tarihinde Tolga Baykal Ceylan’ın kaybolmasına ilişkin 2011/41 dosya numarasıyla yeni bir soruşturma başlattı. 10 Şubat 2011’de Komisyon İçişleri Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığından bilgi istedi. Komisyon raporundaki ifadelere göre, İçişleri Bakanlığı Tolga Baykal Ceylan’ın kaybolmasına ilişkin yapılan tüm işlemlerle ilgili ayrıntılı bilgi verdi. MİT Müsteşarlığı ise müsteşarlık kayıtlarında herhangi bir bilgiye rastlanılmadığını bildirdi.
16 Şubat 2011’de Tolga Baykal’ın annesi ve avukatı komisyona çağrıldı ve bilgi istendi. 15 Mart 2011’de Tolga Baykal Ceylan’ın kaybolduğu tarihte görev yapan Uzman Jandarma Çavuş, Adalet Müfettişi, Mülkiye Başmüfettişi M.F., Jandarma Başçavuş M.B., Jandarma Üstçavuş F.C., Uzman Jandarma Çavuş O.Ç., E.Ç., Z.T. ve H.Y. de Komisyona çağrıldı.
Tüm bilgi ve ifadeleri değerlendiren Komisyon, 8 Ağustos 2004 tarihinde İğneada’da kimlik kontrolü yapılan şahıslar içinde Tolga Baykal Ceylan’ın bulunmadığı, bu yüzden hakkında işlem yapılmadığı ve gözaltına alınmadığı, dolayısıyla gözaltında kaybedilmediği kanısında olduğunu raporladı.
Mayıs 2013 tarihinde çeşitli haber sitelerinde yayınlanan bilgilere göre Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu olarak bulunan itirafçı, 7 Mayıs 2012 tarihinde Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığına tanık olarak verdiği ifadede, 2004 yılında gittiği İkitelli’deki bir adreste Tolga Baykal Ceylan’a A.K., O.Y. ve O.H. tarafından işkence yapıldığına bizzat tanık olduğunu beyan etti. PKK davasından yargılanmakta olduğunu, ancak jandarma istihbarat ile çalıştığını ve söz konusu adreste daha önce E.T. ve O.H. ile de buluştuğunu belirten itirafçı, o gün ise oraya adını hatırlayamadığı bir polis tarafından kendisine verilen bir paketi teslim etmeye gittiğini ve işkence edilen şahsın Tolga Baykal Ceylan olduğunu A.K., O.Y. ve O. H. arasındaki konuşmalardan anladığını açıkladı.
İtirafçı, gazetede fotoğrafını görerek tanıdığı Tolga Baykal Ceylan dosyasıyla ilgili olarak ilk önce 15 Ağustos 2011’de Beşiktaş Cumhuriyet Savcılığına bir ihbar mektubu gönderdi, ancak bu ihbar işleme konmadı. Ayrıca 10 gün sonra Taraf gazetesinden Mehmet Baransu’ya bir mektup yazarak iddiasını ona da anlattı. Beşiktaş Cumhuriyet Savcılığına 10 Eylül 2011’de tekrar bir mektup göndererek daha önceki iletisinin ellerine geçip geçmediğini sordu. İki gün sonra ise o sırada cezaevinde bulunduğu Adıyaman Cumhuriyet Savcılığına aynı konuda başvurdu ve ifade verdi. Bu ifadede, daha sonra Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığına adını hatırlamadığını söyleyeceği polisin Miroğlu lakaplı bugünkü emniyet müdürü olduğunu beyan etti. İtirafçı, Y.T. tarafından telefonla arandığını ve bu telefon üzerine 10 Ağustos 2011’de Taksim TRT binasının otoparkında buluştuğu Y.’den aldığı CD’ler ve fotoğraflar içeren paketi İkitelli’de bir çiftlik evinde bulunan astsubaya götürdüğünü ve orada Tolga Baykal Ceylan’ı işkence edilmiş bir halde, çırılçıplak ve kanlar içinde gördüğünü ifadesinde açıkladı. Astsubayın yanında, O.Y. ve O.H’yi de gördüğünü belirten itirafçının bu ifadesi, Adıyaman Cumhuriyet Savcılığı tarafından İstanbul’daki Özel Yetkili Mahkemeye iletildi. Ancak Özel Yetkili Mahkeme kendilerinde böyle bir açılmış dosya bulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek konuyu, olayın geçtiği iddia edilen İkitelli’nin bağlı olduğu Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığına intikal ettirdi. İtirafçı, 7 Mayıs 2012 tarihinde Küçükçekmece’de verdiği ifadede aynı beyanı tekrarladı. Bu arada, 2011’de Baransu’ya gelen mektuptan ancak üç ay sonra, Kasım 2011’de Ahmet Altan tarafından haberdar edilen anne Baykal söz konusu mektubu Demirköy Savcılığına intikal ettirse de onlar da dosyayı birleştirerek Küçükçekmece Savcılığına gönderdi.
İtirafçının, Tolga Baykal’ın İğneada’ya gittiği 7 Ağustos tarihinden dört gün önce, 3 Ağustos 2004 tarihinde tutuklandığına ve 12 Nisan 2006’da tahliye olduğuna dair Adalet Bakanlığından gelen yazı üzerine Küçükçekmece Savcılığı takipsizlik kararı verdi. Karara Baykal ailesinin avukatı yeterince araştırma yapılmadığını belirterek itiraz etti. İtiraz, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve Küçükçekmece Savcılığı soruşturmaya devam kararı aldı. Suç ihbarında bulunan itirafçının açıklamaları ile söz konusu kişinin cezaevinde bulunduğu tarih karşılaştırıldığında bir çelişki ortaya çıkmış olsa da 90'lar boyunca cezaevinde tutuklu/hükümlü bulunan itirafçıların çeşitli suçlar işlemek üzere cezaevinden çıkartılarak kullanıldıktan sonra kayda alınmayan bu işlemin ardından yeniden cezaevine konduğunun kamuoyu tarafından bilindiğini vurgulayan avukat, itirafçının iddialarıyla ortaya çıkan şüphelerin ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek 15 Mayıs 2013 tarihinde itirafçının tekrar ifadesinin alınmasını talep etti.