İhsan Arslan
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Meslek
- İşçi
- Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişi Sayısı
- 4
- Olay Özeti
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede ve YAKAY-DER kayıtlarında yer alan bilgilere göre; 1993 yılının Aralık ayı sonunda bir Pazar günü sabah erken saatlerde panzerlerle Cudi Mahallesi’ne gelen askerler mahalledeki bütün erkekleri meydanda topladı. Bir süre sonra askerler İhsan Arslan'ı serbest bırakıp mahalleyi terk ettiler ama İhsan Arslan tam evine yaklaşmışken aralarında aynı aileye mensup Mehmet Nuri Binzet, Kamil Atağ, Kukel Atağ, Temer Atağ, A.A. ve R.A.’nın de bulunduğu 10-15 kişilik bir korucu grubu Arslan'ın önünü kesti ve ellerindeki taşlarla dövmeye başladı. Aynı sabah gözaltına alınan Ali Karagöz'le ellerinden birbirlerine bağladıkları İhsan Arslan'ı götürmelerini engellemeye çalışan eşini de tartaklayarak uzaklaştırdılar. Kucağındaki bebeğini komşusuna emanet eden İhsan Arslan’ın eşi peşlerinden koşarak takip etti ve eşiyle Ali Karagöz'ün Kukel Atağ’ın evine götürüldüğünü gördü. O dönemde Kamil Atağ ve kardeşi Kukel Atağ’ın evinin altındaki sığınaklar bu tip yasadışı gözaltılar için kullanılmaktaydı. Arslan’ın eşi Kukel Atağ’ın evine girdiklerini görünce eve doğru koştu ama üzerine köpekleri saldılar. Bunun üzerine, İhsan Arslan’ın eşi kaçarak Kamil Atağ’ın kayınpederinin evine sığındı. Kamil Atağ’ın kayınpederinden eşini bırakmaları için aracılık etmesini istedi; İhsan Arslan'ın hayatı boyunca kimseye zarar vermediğini; hiçbir şeyle alakası olmadığını anlattı ama kayınpeder elinden bir şey gelmeyeceğini söyledi. Arslan’ın eşi o sırada eve gelen Kamil Atağ'a da "Allah rızası için kocamı bırak, o hiçbir şey yapmadı," diye yalvardı ancak İhsan Arslan henüz yarım saat önce gözaltına alınmış olmasına rağmen Kamil Atağ "İhsan çoktan gitti, sen de kalk evine git, yemin ediyorum, aşirette kadınlar öldürülseydi şimdi seni de öldürürdüm," dedi.
Ne yapacağını bilemeyen Arslan, eşinin kardeşinin dükkânına giderek olanları anlattı. İhsan Arslan'ın bırakılması için bir sürü kişiyi araya sokmaya çalıştılar ama sonuç alamadılar. Arslan’ın kardeşi, Kamil Atağ ve ailesine kardeşini bırakmaları için defalarca para verdi ama her seferinde bırakacağız deyip bırakmadılar. Olaydan birkaç gün sonra Kamil Atağ’ın eşi, Arslan'ın kardeşinin dükkânına gelerek İhsan Arslan'ın üç gündür kendi evlerinin altında tutulduğunu, kendisini İhsan Arslan'a abdest alması için su verirken gören kocasının "Niye namaz kılıyorsun ki yarım saatlik ömrün kaldı," dediğini anlattı. Arslan'ın eşinin ifadesine göre olaydan bir yıl kadar sonra Kamil Atağ karısını öldürdü ama olay reşit olmayan bir oğlu tarafından üstlenilerek kaza olarak gösterildi. Yine Arslan'ın ifadesine göre Atağ’ın eşi Fatma da İhsan Arslan'ın kardeşinin yanına gelerek, İhsan Arslan'ın cebindeki 3000 Mark'ı karısına ulaştırmaları için Kamil Atağ’ın adamlarına verdiğini ama parayı alan kişilerin parayı Arslan'a ulaştırmak yerine eve televizyon aldığını anlattı ve daha sonra o da öldürüldü.
İlerleyen günlerde Kamil Atağ ve oğulları Arslan'ın evine gelerek "Bana oy verin, İhsan'ı bırakayım," dedi. Arslan tüm ailesine durumu anlatarak onları da oy vermeye ikna etti. Kamil Atağ seçimleri kazandığı gün İhsan Arslan’ın kardeşi bir koç alarak tebrik etmeye ve İhsan Arslan’ı sormaya gitti ancak Kamil Atağ "Kardeşin elimden çıktı," dedi. Ertesi gün Arslan’ın eşi tekrar Kamil Atağ’ın evine gitti ancak ısrarla kocasını sorunca Kamil Atağ "Git yoksa seni de öldürürüm," diye karşılık verdi. Kamil Atağ, Arslan'ı öldürmekle tehdit edince, kayınbiraderi savcılık başvurusunu onun yapmasını istemedi. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruyu İhsan Arslan'ın kardeşi ve amcasının oğlu yaptı. Ancak verdikleri dilekçeyi savcı yırtıp attı, işleme koymadı. Arslan ailesinden çeşitli kişileri tehdit eden korucular, daha sonra İhsan Arslan'ın eşine şikâyetçi olmaması karşılığında para vermeyi de teklif etti ancak Arslan bu teklifi de reddederek olaydan iki ya da üç yıl sonra Cizre Emniyet Müdürlüğüne tekrar başvurdu ve sonrasında yine Kamil Atağ’ın akrabaları tarafından ölümle tehdit edildi.
Mehmet Nuri Binzet (Kamil Atağ’ın kardeşi) 2009 yılında verdiği ifadede pek çok başka olayın yanı sıra İhsan Arslan'ın nasıl öldürüldüğünü de anlattı. Binzet ifadesinde, İhsan Arslan'ın evinden alındıktan sonra Kamil Atağ’ın evinin altındaki sığınağa götürüldüğünü; kendisinin ve B.P.'nin nezarethanede nöbet tuttuklarını; ertesi gün geçici köy korucuları tarafından yakalanan Emin Tanrıverdi'yi bir gün boyunca İhsan Arslan ile birlikte aynı nezarethanede tuttuklarını, ertesi gün de serbest bıraktıklarını ama Kamil Atağ'ın İhsan Arslan ile Emin Tanrıverdi'yi aynı nezarethanede tuttukları için kendilerine çok kızdığını çünkü İhsan Arslan'ın infaz edilme durumu olduğunu; İhsan Arslan'ın nezarethaneye getirildikten iki veya üç gün sonra Selim Hoca diye bilinen astsubay ile Yavuz kod adlı JİTEM grup lideri (Burhanettin Kıyak) tarafından sorgulandığını; bu arada nezarethaneye Abdulhakim Güven ve Bedran kod adlı Adem Yakin’in de gelip gittiğini; dördüncü gün İhsan Arslan'ı Abdulhakim Güven, Adem Yakin, Selim Hoca, A.P. ve Ş.P. ile birlikte alarak Kuştepe köyündeki Hizbullahçıların kullandığı bir sığınağa götürdüklerini; İhsan Arslan'ın burada infaz edileceğini bildiği için kendisinin A.P. ve Ş.P. ile sığınağın dışında beklediğini; bir süre sonra sığınaktan iki el ateş sesi geldiğini ve biraz sonra da Abdulhakim Güven, Adem Yakin ve Selim Hoca'nın birlikte çıktığını; kimin ateş ettiği konuşulmamış olsa da yüz ifadesinden ve silahını toplamasından Adem Yakin’in infazı gerçekleştirmiş olduğunu düşündüğünü anlattı.
İhsan Arslan’ın eşi bu ifadelerden sonra Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan davaya müşteki oldu.
- Konum
Enlem: 37.332346
Boylam: 42.185474
- Konum
- Şehir
- Şırnak
- İlçe
- Cizre
- Kaybedilme Tarihi
- 27 Ara 1993
- Yıl
- 1993
- Mağdurun Yaşı
- 30
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Yargılama Durumu
- Yargıtay beraat kararını onadı
- Kaynak Materyalin Türü
- Gazete veya internet haberi
- İddianame
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Kayıp yakınıyla görüşme (ses ve görüntü kaydı)
- Soruşturma Sonucu
- Davada delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verildi; Yargıtay beraat kararını onadı
- Dava Adı
- Temizöz ve Diğerleri Davası
- Hukuki Süreç Özeti
1993 yılında ikamet ettikleri Cudi Mahallesi’ne düzenlenen askeri operasyon sırasında Mehmet Nuri Binzet, Kamil Atağ, Kukel Atağ, Temer Atağ, A.A. ve R.A.’dan oluşan korucu grubu tarafından götürüldükten sonra zorla kaybedilen İhsan Arslan'ın kardeşi, 25 Ocak 2000 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak kardeşinin Hizbullah tarafından kaybedildiğinden şüphelendiklerini belirtti. Şikâyetçi, 2000 yılında Hizbullah’a karşı gerçekleştirilen operasyonlar ve açığa çıkan gerçekler sonucu böyle bir başvuru yaptığını ifade etti. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 2000/48 soruşturma numarası ile yürüttüğü soruşturmada görevsizlik kararı vererek dosyayı 2000/26 karar numarası ile Devlet Güvenlik Mahkemesine gönderdi. Sanıkların hepsinin soyadı aynı olmasına karşın, söz konusu kararda birisinin soyadı “Saçan” olarak yazıldı. Dosya Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildikten sonra herhangi bir işlem yapılmadı.
2009 yılında cezaevinde tutuklu bulunan bir gizli tanığın, Şırnak ili Cizre ilçesinde 1993 -1995 yılları arasında terörle mücadele adı altında faaliyet yürüten bir suç örgütünün varlığından bahsedip işlenen suçlar hakkında ayrıntılı bilgiler vermesi üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. Maddesinde Belirtilen Suçlara Bakmakla Yetkili) 2009/906 hazırlık numaralı bir soruşturma başlattı. Savcılığın, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı (Soruşturma No: 2009/430) ile birlikte yürüttüğü bu soruşturmanın ciddiyetle üzerine düşülmesi sonucu, tanık anlatımlarının birçok eski dosya bilgileri ile örtüştüğü görülerek önemli kanıtlara ulaşıldı ve şüphelilerin bir kısmı tutuklandı. Yaşanan gelişmelerin duyulmasıyla bölge kamuoyunda sorumluların tespit edilip, yargılanabileceği ve adaletin sağlanabileceği umudu doğdu. Bu nedenle 2009 yılında Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde yüzlerce aile Şırnak Barosu aracılığıyla ve gönüllü avukatların destekleriyle kendi kayıplarının da akıbetlerini öğrenebilmek ve geç de olsa adalete ulaşabilmek amacıyla yıllardır hiçbir ilerleme olmamış kayıp dosyaları ile ilgili olarak savcılıklara yeniden başvuru yaptı. İhsan Arslan'ın eşi de 17 Mart 2009 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden başvurdu. Olay tarihinde korkudan şikâyetçi olamadıklarını, iki sene kadar sonra şikâyetçi olduklarını ancak tehditler nedeniyle soruşturmayı takip edemediklerini belirtti.
Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 2009/431 hazırlık numarası ile yürüttüğü soruşturmayı 7 Nisan 2009 tarihinde yine aynı savcılıkça, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla yürütülen faili meçhul ve kayıplar ile ilgili 2009/430 numaralı dosya ile birleştirdi (Karar No: 2009/13). Söz konusu soruşturmada şikâyetçilerin beyanları ile gizli tanık beyanlarının örtüştüğünün görülmesi sonucunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 2009/972 numaralı iddianameyi düzenledi.
Temizöz ve diğerleri adıyla bilinen dava, Cizre korucubaşı ve eski belediye başkanı Kamil Atağ’ın kardeşi Mehmet Nuri Binzet ile Sokak Lambası ve Tükenmez Kalem takma adlarını kullanan iki itirafçının (Hıdır Altuğ ve Abdülhakim Güven) ifadeleri üzerine 14 Temmuz 2009 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı iddianameyle başladı.
İddianamede, 1993-95 yılları arasında Cizre İlçe Jandarma Bölük Komutanı Cemal Temizöz’ün Bedran kod adlı Adem Yakin, F. kod adlı F.A. ve Tayfun kod adlı Hıdır Altuğ ile gerçek isimleri tespit edilemeyen uzman çavuşlar Yavuz Güneş, Selim Hoca, Cabbar ve Tuna kod isimlerini kullanan şahıslardan oluşan sivil bir sorgu/infaz timi kurduğu, bu grupla, 21 kişiyi terörle mücadele adı altında işkenceyle sorguladığı, zorla kaybettiği ya da öldürdüğü iddia edildi. Tuna kod isimli şahsın bir trafik kazasında öldüğü ancak diğerlerinin gerçek isimleri belirlenemediği için haklarında kamu davası açılamadığı belirtildi. Sanıklar hakkında “Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, örgüt üyesi olmak, cinayete azmettirmek ve cinayet”ten Cemal Temizöz için dokuz, Kamil Atağ ve Adem Yakin için yedi, Fırat Altın (Abdülhakim Güven) için altı, Hıdır Altuğ için üç, Temer Atağ için iki ve Kukel Atağ için bir kez ağırlaştırılmış müebbet istendi. 2009 yılında sanıklardan Kamil Atağ, Cemal Temizöz, Temer Atağ, Adem Yakin ve Fırat Altın (Abdülhakim Güven) tutuklanarak yargılanmaya başlandı. Mart 2009’dan beri firari olarak aranan Kukel Atağ ise 8 Ocak 2010’da yakalanarak tutuklandı. Dava başladıktan yaklaşık üç yıl sonra, müdahil avukatlarından Tahir Elçi’nin çabalarıyla dönemin belgelerindeki imzalardan çapraz karşılaştırma yapılarak kimliği tespit edilen “Yavuz Hoca” ya da “Yavuz Güneş” kod adıyla bilinen Uzman Çavuş Burhanettin Kıyak da 27 Temmuz 2012’de Ankara’da tutuklandı.
Bir yılı aşkın bir süre ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle tutuklu yargılanan Kukel Atağ, 18 Mart 2011’de sağlık sorunları nedeniyle tahliye edildi. 1994 yılında Cizre'de Cemal Temizöz'ün kurduğu ekipte görev aldığı ve Ramazan Uykur'u öldürdüğü iddiasıyla yargılanan Temer Atağ ise suç tarihinde askerde olduğu iddiasıyla 22 Haziran 2012’de tahliye edildi. Kamil Atağ suç vasfı ve delil durumunun değerlendirilmesi sonucu 21 Aralık 2012’de; Hıdır Altuğ ve Abdülhakim Güven 8 Kasım 2013’te, Cemal Temizöz ise 12 Eylül 2014’te tutuklulukta geçirdikleri süre dikkate alınarak tahliye edildi. 23 Mart 2009’da Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı iken tutuklanan ve dokuz kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanan Cemal Temizöz, 2010 yılında Yüksek Askeri Şurâ tarafından emekliye sevk edildi. Davada en son tutuklanan Burhanettin Kıyak ise, üç yıla yakın tutuklu yargılanmasının ardından 2 Nisan 2015’te adli kontrol şartı ve yurt dışı yasağı konularak tahliye edildi. Güvenlik gerekçesiyle Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesine nakledilen davada tüm sanıklar 5 Kasım 2015 tarihli duruşmada delil yetersizliğinden beraat etti.
Beraat kararına karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 25 Kasım 2021 tarihinde ikiye karşı üç oyla beraat kararlarını onadı. Bu karar sonrasında Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurular halen derdest.