Nurettin Öztürk
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Bilinmiyor
- Meslek
- Yayıncı
- Olay Özeti
Cumhuriyet gazetesinin 16 Eylül 2012 tarihli haberine ve Cumartesi İnsanları’nın 27 Nisan 2012 tarihli eyleminde yapılan basın açıklamasına göre, Nurettin Öztürk 12 Mart 1971 tarihinden önce Dev-Genç yöneticiliği ve Köylülerin İşçilerin Kurtuluşu dergisinin yazı işleri müdürlüğü yaptı. Yazı işleri müdürlüğü görevi nedeniyle üç ay tutuklu kaldı. 1 Ekim 1971 tarihinde Suriye’ye giderek El Fetih hareketine katıldı. Türk hükümetinin talebi üzerine bir yıl da Suriye’de tutuklu kaldı. Daha sonra Avrupa’ya giderek 1983 yılına kadar İsveç’te yaşadı. 1983 yılının sonunda Türkiye’ye geri döndü ve örgütün Türkiye komitesinde görev yapmaya başladı.
5 Nisan 1984 tarihinde Ankara’da uğradığı eski bir arkadaşının evine yapılan polis baskını sonucu yakalandı. Bu tarihten sonra kendisinden bir daha haber alınamadı.
Nurettin Öztürk’ü, o dönem Ankara Emniyet Müdürlüğünün işkence merkezi olarak bilinen Derin Araştırma Laboratuvarında (D.A.L.) gören ve işkence seslerini duyan bir tanık, Öztürk’ün sesinin üçüncü gün kesildiğini, askerlerin daha sonra battaniyeye sardıkları bedenini çıkarttıklarını anlattı.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde görülen Partizan Yolu Davası sanıklarından biri ise ifadesinde: “Bu dava ile ilgili sanıklar içinde en önce yakalanan benim. Ben yakalandığımda evimde silah ve patlayıcılar bulununca, polis tarafından birçok eylem dosyası önüme konularak bunları kabul etmem istendi. Ben içlerinden ehveni şer olarak en basitlerini seçtim. Ve tanıdığım arkadaşları da bu olaylara dahil ettim. Aksi takdirde Nurettin Öztürk adlı arkadaşımın akıbetine uğrayabilirdim. İsimlerini verdiğim arkadaşların ifadeleri de benim ifademe uygun olarak alındı. Ve böylece Nurettin Öztürk’ün akıbetinden kurtulmuş oldum,” dedi.
Bunun üzerine aynı davada diğer bir sanığın avukatı, ifadesinin alınması için Nurettin Öztürk’ün çağırılmasını talep etti. Konuyla ilgili Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesine yazılan yazıya verilen cevapta “Böyle biri yok,” denildi.
Aynı davanın sonraki duruşmalarından birinde bir başka tutuklu sanığın da “Şimdi Nurettin Öztürk resmi kayıtlarda yoktur ve kayıptır. Yaşamını kaybetmesinden endişeliyiz. Nurettin Öztürk’ün durumuyla ilgili sunduğumuz verilerin mahkemeniz tarafından dikkate alınması ve olayla ilgili suç duyurusu yapılması talebinde ısrarcıyız. Mahkemeniz suç duyurusunu yok sayma tavrından vazgeçmelidir. Bu işlenmiş bir suç varsa, ortak eder,” diye verdiği ifade mahkeme tarafından dikkate alınmadı.
Nurettin Öztürk’ün annesi Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa, Adalet Bakanlığına, İçişleri Bakanlığına, Dışişleri Bakanlığına ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığına müracaat etmesine rağmen devletten hiçbir cevap alamadı.
18 Şubat 1989’da Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde Nurettin Öztürk’ü kaleme alan Uğur Mumcu şöyle yazdı: “Türkiye’de gözaltına alındıktan sonra kaybolanlardan birinin adı Nurettin, soyadı Öztürk... 1984 yılında Türkiye’ye gizlice dönen Öztürk, Ankara Emniyet Müdürlüğünce Partizan Yolu adlı örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle yakalanmış. Bu gerekçeyle yakalandığı aynı davanın sanık anlatımlarıyla belli oluyor... Ama o günden bugüne Öztürk’ten ses yok. Ailesi 5 Nisan 1984 gününden bu yana Öztürk’ten haber alamıyor. Ne oldu Nurettin Öztürk’e? Öldü mü? Öldürüldü mü? Belli değil. Öztürk kayıp. İzi bulunmuyor.”
BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e Nurettin Öztürk’ün akıbetini soran yazılı soru önergesi verdi. Soru önergesini yanıtlayan Bakan, konuyla ilgili Ankara Valiliğinden bilgi istendiğini ancak “İsmi geçen şahısla ilgili herhangi bir kayda rastlanılmadığı,” cevabı geldiğini söyledi.
- Konum
Enlem: 39.9333635
Boylam: 32.8597419
- Konum
- Şehir
- Ankara
- Kaybedilme Tarihi
- 5 Nis 1984
- Yıl
- 1984
- Mağdurun Yaşı
- 36
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- Gazete veya internet haberi
- İfade tutanağı
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturmada zamanaşımı nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
- Hukuki Süreç Özeti
3 Mart 2011 tarihinde aralarında Nurettin Öztürk’ün de yakını bulunan toplam 12 kişi, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’ni takip eden süreçte gözaltında kaybolan, öldürülen veya yargısız infaza uğratılan yakınları için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundular. Suç duyurusuna konu olan suçlar ise şu şekilde belirtildi: Sistematik olarak kasten öldürme ve işkence, kişi hürriyetinden yoksun kılma, kaybetme, anayasal güvenceleri ortadan kaldırma, kişi özgürlüğü ve güvenliğini ihlal ve siyasi partiler, basın ve sendikalar üzerindeki kısıtlamalar nedeniyle düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü ihlal. Dilekçenin ilerleyen bölümlerinde TCK 77. Maddesinden alınan referans da göz önünde bulundurularak, sistematik işkencenin insanlığa karşı suç olarak kabul edilmesi nedeniyle, evrensel bir hukuk kuralı olan zamanaşımının işlemeyeceği gerçeğinin kabul edilmesi gerektiği ifade edildi. Dilekçeye konu olan olaylar içinde sivil nüfusa yönelik suç teşkil edici eylemlerin ve siyasi, ırkçı ve dini nedenlerden dolayı yargılamaların, insanlığa karşı suçlar sistematik silsilesi olduğu iddia edilerek 12 Eylül Askeri Darbesi’nin sorumlularının, dokunulmaz temel hakları silahlı müdahale ile ihlal ettikleri belirtildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu 2014 yılında, 2012/40291 sayılı soruşturma dosyası için kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. 20 Ocak 2015 tarihinde bu karara itiraz edildi; ancak 16 Şubat 2015’te İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği, itirazın reddine karar verdi.