Bilal Batırır
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Meslek
- Jandarma
- Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişi Sayısı
- 3
- Olay Özeti
Midyat Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı 2014/82 numaralı “Dargeçit İddianamesinde” yer alan bilgilere göre; Bilal Batırır 8 Mart 1996 tarihinde sabah evden gözetleme tepesine gideceğini ve gece 00.00’a kadar Bölük Komutanlığında işi olduğu için orada kalacağını söyleyerek evden ayrıldı. Ertesi gün eve askerler gelerek Bilal Batırır’ın teçhizatının ranzasının başında olduğunu ancak kendisinin bölükte olmadığını haber verdiler. Batırır’ın endişelenen eşi, onu aramaya başladı. Bölük komutanı Mehmet Tire’ye giderek eşini sordu, komutan “Gerekli yerlere baktık, işimiz gücümüz var. Sen en iyisi çocuklarını al babanın evine dön,” diyerek onu evine gönderdi.
Eşinin anlattıklarına göre Bilal Batırır kaybolmadan 15 gün önce resmi elbiselerini çıkarıp sivil kıyafetler giymiş ve "Astsubay H. ile gizli göreve gidiyorum," diyerek evden ayrılmıştı. Daha sonra eve döndüğünde eşine “Bize adam öldürttüler,” diyerek Astsubay H. ile birlikte bir şahsı alarak Kuşluca köyüne götürdüklerini ve burada Astsubay H. “Ben yapamayacağım,” dediği için kendisinin şahsı öldürdüğünü ve bu suçta kullanılan silahı korucuların silahıyla değiştirdiğini anlatmıştı. Bilal Batırır kaybolmadan önce eşine iki öğretmenin kaçırılması olayına karıştığı iddia edilen köylülerin bölük komutanı tarafından sorgulandıktan sonra öldürülerek boşaltılmış köylerdeki kuyulara atıldığını, bu olaydan savcının haberi olmadığını anlatmış; savcının haberi olsa bile olayın üstüne gitmeyeceğini, bu tür olayların çok sık yaşandığını ve Dargeçit Belediye Başkanı dâhil herkesin gayrimeşru olayları jandarmanın yaptığını bildiğini söylemişti. Bilal Batırır'ın sözünü ettiği köylülerden birinin (Süleyman Seyhan) bedeni de kaybedilmeden iki gün önce Kuşluca köyünde bir kuyu içerisinde bulunmuştu. Batırır’ın eşi ifadesinde, Bilal Batırır’ın dört arkadaşıyla birlikte oda hapsi aldığını, diğer ceza alanların cezayı çekmek için Kızıltepe'ye gönderildiği halde eşinin gönderilmediğini, bu nedenle bölükte bulunan bazı şahısların eşini yok etmek için böyle yaptığını düşündüğünü belirtti. Bu konuda Bölük Komutanı Mehmet Tire, Karakol Komutanı Mahmut Başçavuş ve karakolda görevli Kerim Uzman Çavuştan şüphelendiğini ifade etti. Astsubay H. ve çevreden duyduğuna göre Mahmut Başçavuşun "Bilal Uzman Çavuşun kaybolduğuna sevindim, çünkü benim bazı pisliklerimi ve açıklarımı biliyordu," dediğini aktardı ve eşini aramak için gelen amcası ve babasının “Buralarda fazla dolaşmayın yoksa sizi de götürürler," diyerek tehdit edildiğini ekledi. Olayla ilgili olarak ifadesine başvurulan tanıklardan bir kişi de benzer beyanlarda bulunarak soruşturmada gizli tanıklık yapmak istediğini belirtti. Tanık, ifadelerinde Abdurrahman Olcay, Abdurrahman Coşkun, Davut Altınkaynak, Mehmet Emin Aslan, Nedim Akyön, Seyhan Doğan ve Süleyman Seyhan'ın gözaltına alındıktan sonra BTR araçlarıyla gittikleri sırada yanlışlıkla ateş alan bir silahla araçta bulunan Mehmet Tire'nin gözünden yaralandığını ve tedavi gördüğünü; gözaltına alınanların öldürüldükten sonra bir korucu köyünde mağaraya atıldığını; olayın duyulması üzerine bedenlerin mağaradan alınarak Bağözü köyü yakınlarında bir yere atıldıklarını; bütün bu olayları Uzman Çavuş Bilal Batırır'ın da bildiğini; Süleyman Seyhan'ın cenazesinin yerini yakınlarına söylediğini ve duyduğu rahatsızlığı çevresinde ifade ettiğini; Ali adlı bir astsubay ya da uzman çavuşun kendisine bu yüzden Bilal Batırır'ın görev dönüşü Hurşit İmren ve Mehmet Tire tarafından ilçe jandarma komutanlığındaki kazan dairesine atılarak yakıldığını anlattığını aktardı. O dönem korktuğu için bildiklerini anlatmadığını ancak şimdi gizli tanık olarak dinlenmesi halinde bütün bildiklerini ayrıntılarıyla anlatabileceğini ekledi. Tüm soruşturma evrakını inceleyen Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011/46 dosya numarasıyla hazırladığı ve zorla kaybedilen Abdurrahman Olcay, Abdurrahman Coşkun, Davut Altınkaynak, Hikmet Kaya, Mehmet Emin Aslan, Nedim Akyön, Seyhan Doğan ve Süleyman Seyhan'ı mağdur; Mehmet Tire., Kerim Şahin, Naif Çelik, Hurşit İmren, Muhammet Demirel ve Mahmut Yılmaz’ı şüpheli olarak tanımladığı fezlekeyi, 17 Kasım 2011 tarihinde soruşturmayı yürütmeye yetkili CMK 250. Maddesinde belirtilen suçlara bakmakla yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Dosyanın görevsizlik kararıyla CMK 250. Maddesinde belirtilen suçlara bakmakla yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesinin ardından, savcılıkça 22 Temmuz 2013 tarihinde, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığınca Bağözü köyünde kazılar yapıldı ve kazılarda insan kemiklerine ulaşıldı. Bulunan kemiklerden bazılarının Mehmet Emin Aslan’a ait olduğu tespit edildi ve cenazesi ailesine teslim edildi. Diğer kemiklerden bir kısmının ise Seyhan Doğan’a ait olduğu yönünde bilirkişi raporu düzenlendi. Doğan ailesi avukatları aracılığıyla kemiklerin kendilerine teslimini talep etti. Seyhan Doğan'ın kemikleri, 18 yıl aradan sonra, 18 Eylül 2013'te anne ve babasının yanına gömüldü. Bulunan kemiklerden bazılarının ise Abdurrahman Coşkun’a ait olduğu 4 Ocak 2014'te adli tıp raporu ile kesinleşti. Coşkun’un kemikleri 14 Mart 2014’te ailesine teslim edilerek defnedildi. Haziran 2013’te Kızıltepe İlçesi Tilzerin (Aysun) köyünde foseptik çukurunda yapılan kazılarda erişilen kemiklerin ise Abdurrahman Olcay’a ait olduğu kesinleşti. Olcay’ın kemikleri, 23 Kasım 2014’te ailesine teslim edilerek Batman’da defnedildi. Sekiz kayıptan yalnızca 1996'da işkence görmüş ve yakılmış bedeni bir kuyuda bulunan Süleyman Seyhan'ın ailesi AİHM'ye başvurdu. AİHM, 2 Kasım 2004’te, AİHS’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. Maddesinin usulden ve etkili soruşturma hakkını düzenleyen 13. Maddesinin ihlal edildiğine karar vererek devleti Seyhan ailesine tazminat ödemeye mahkum etti.
25 Aralık 2014’te, Dargeçit Cumhuriyet Savcılığı tarafından dönemin komutan ile rütbeli askerleri olan beş kişi hakkında yürütülen 2014/564 sayılı soruşturma sonucunda dava açıldı ancak soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla adları geçen çoğu korucu 16 kişi için ise kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. Midyat Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen ilk iddianamede, dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire, Dargeçit Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz, Karakol Komutan Yardımcısı Haydar Topçam ve Uzman Çavuş Kerim Şahin hakkında taammüden öldürme suçundan müebbet hapis cezası istendi. Hikmet Kaya, müdahil avukatların itirazlarına rağmen davaya dahil edilmedi.
Soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla yer alan ancak iddianameye sanık sıfatıyla dahil edilmeyen köy korucuları Mahmut Ayaz, Naif Çelik, Ramazan Savcı, Kemal Kaya, Mehmet Acar, Faik Acar, Hüseyin Altunışık, Mehmet Emin Çelik, Sadık Çelik, Fethullah Çelik ile dönemin ilçe belediye başkanının özel korumaları olan Bahattin Ergel ile Osman Demir ise, müdahil avukatların talebinin kısmen olumlu karşılanması üzerine hazırlanan ikinci bir iddianame ile davaya dahil edildi. Dava, Midyat Ağır Ceza Mahkemesinde henüz ilk duruşması görülmeden güvenlik gerekçesiyle Mart 2015’te Adıyaman Ağır Ceza Mahkemesine nakledildi. Hazırlanan ek iddianame de değerlendirilmek üzere dava dosyasının gönderildiği Adıyaman Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.
Devam eden davada şüpheli sıfatıyla yer alan Mehmet Tire 2009-2014 yılları arasında Bodrum Gümüşlük Belediye Başkanı (DP), Hurşit İmren ise Sivas Çepni Belde Belediye Başkanı (CHP) idi. 2013’te AKP’ye katılan Mehmet Tire, 2014 yerel seçimleri öncesinde Bodrum belde belediyelerinin yerel yönetimler yasasıyla kapanmasıyla yeniden aday olmadı. Hurşit İmren’in yeniden adaylığı ise Cumartesi İnsanları’nın itirazları sonucunda CHP Parti Meclisi tarafından düşürüldü.
- Konum
Enlem: 37.54618390000001
Boylam: 41.720381
- Konum
- Şehir
- Mardin
- İlçe
- Dargeçit
- Kaybedilme Tarihi
- 8 Mar 1996
- Yıl
- 1996
- Mağdurun Yaşı
- 25
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Yargılama Durumu
- Yargılandı fakat beraat etti, karar Yargıtay aşamasında
- Kaynak Materyalin Türü
- Gazete veya internet haberi
- İddianame
- Soruşturma Sonucu
- Davada delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verildi, yargıtay aşamasında
- Dava Adı
- Dargeçit JİTEM Davası
- Hukuki Süreç Özeti
Midyat Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı 2014/82 numaralı “Dargeçit İddianamesinde” yer alan bilgilere göre; zorla kaybedilen Jandarma Uzman Çavuş Bilal Batırır hakkındaki soruşturma, mağdurun Abdurrahman Coşkun, Abdurrahman Olcay, Davut Altınkaynak, Hikmet Kaya, Mehmet Emin Aslan, Nedim Akyön, Seyhan Doğan ve Süleyman Seyhan'ın zorla kaybedilmesi hakkında bilgi sahibi olması dolayısıyla kaybedildiği iddiası nedeniyle, bu kayıplarla birleştirilerek soruşturuldu. Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığının 1995/2 dosya numarası ile yürüttüğü soruşturma evrakının tamamı merkezimize ulaşmadı ancak savcılık, 17 Kasım 2011 tarihinde, suçun “Silahlı suç örgütünce” işlendiğine kanaat getirerek görevsizlik kararı verdi.
Hazırlanan 2011/46 numaralı fezleke içeriğine göre görevsizlik kararına kadar soruşturmanın seyri mağdur Bilal Batırır açısından şu şekilde gelişti: Kaybolduğu 8 Mart 1996 tarihinde Dargeçit İlçe Jandarma Komutanlığında görev yapan Bilal Batırır’ın eşi, babası ve annesi Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulundu. Açılan soruşturma dosyası 18 Eylül 1997 tarihinde 1997/7 sayılı görevsizlik kararı ile Diyarbakır Askeri Savcılığına gönderildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca 21 Ocak 2008 tarihinde firar suçundan dolayı kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verilerek dosya Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığına iade edildi. Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı, 22 Ocak 2010 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK 250. Maddesinde Belirtilen Suçlara Bakmakla Yetkili) gönderdi. Dosya, 9 Mart 2010 tarihinde, savcılığın 2010/434 soruşturma numaralı ve 2010/38 sayılı görevsizlik kararı ile iade edildi. Batırır’ın eşi, olayla ilgili olarak başvurusunda ve alınan ifadelerinde, İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire, Karakol Komutanı Başçavuş Mahmut Yılmaz ve Jandarma Uzman Çavuş Kerim Şahin’den şüphelendiğini belirtti. Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığına çağrılan tanıklardan biri olayla ilgili bilgi sahibi olduğunu ve gizli tanıklık yapmak istediğini ifade etti. Beyanlarında, Tabur Komutanı Hurşit İmren ile Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire’yi kayıplardan sorumlu tuttu ve kayıpların öldürülerek kuyuya atıldıklarını iddia etti. Bilgileri edindiği Bilal Batırır’ın bu olaylardan haberdar ve rahatsız olduğunu, rahatsızlığını çevrede belirttiği için Hurşit İmren ve Mehmet Tire tarafından İlçe Jandarma Komutanlığında bulunan kazan dairesinde kazana atılmak suretiyle yakıldığını söyledi. Soruşturma dosyası 17 Kasım 2011 tarihinde görevsizlik kararı ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK 250. Maddesinde Belirtilen Suçlara Bakmakla Yetkili) gönderildi. Dosyanın görevsizlik kararıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK 250. Maddesinde Belirtilen Suçlara Bakmakla Yetkili) gönderilmesinin ardından, savcılıkça 22 Temmuz 2013 tarihinde, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığınca Bağözü köyünde kazılar yapıldı ve kazılarda insan kemiklerine ulaşıldı. Bulunan kemiklerden bazılarının Mehmet Emin Aslan’a ait olduğu tespit edildi ve cenazesi ailesine teslim edildi. Diğer kemiklerden bir kısmının ise Seyhan Doğan’a ait olduğu yönünde bilirkişi raporu düzenlendi. Doğan ailesi avukatları aracılığıyla kemiklerin kendilerine teslimini talep etti. Seyhan Doğan'ın kemikleri, 18 yıl aradan sonra, 18 Eylül 2013'te anne ve babasının yanına gömüldü. Bulunan kemiklerden bazılarının ise Abdurrahman Coşkun’a ait olduğu 4 Ocak 2014'te adli tıp raporu ile kesinleşti. Coşkun’un kemikleri 14 Mart 2014’te ailesine teslim edilerek defnedildi. Haziran 2013’te Kızıltepe İlçesi Tilzerin (Aysun) köyünde foseptik çukurunda yapılan kazılarda erişilen kemiklerin ise Abdurrahman Olcay’a ait olduğu kesinleşti. Olcay’ın kemikleri, 23 Kasım 2014’te ailesine teslim edilerek Batman’da defnedildi.
Sekiz kayıptan yalnızca 1996'da işkence görmüş ve yakılmış bedeni bir kuyuda bulunan Süleyman Seyhan'ın ailesi AİHM'ye başvurdu. AİHM, 2 Kasım 2004’te, AİHS’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. Maddesinin usulden ve etkili soruşturma hakkını düzenleyen 13. Maddesinin ihlal edildiğine karar vererek devleti Seyhan ailesine tazminat ödemeye mahkum etti.
25 Aralık 2014’te, Dargeçit Cumhuriyet Savcılığı tarafından dönemin komutan ile rütbeli askerleri olan beş kişi hakkında yürütülen 2014/564 sayılı soruşturma sonucunda dava açıldı ancak soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla adları geçen çoğu korucu 16 kişi için ise kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. Midyat Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen ilk iddianamede, dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire, Dargeçit Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz, Karakol Komutan Yardımcısı Haydar Topçam ve Uzman Çavuş Kerim Şahin hakkında taammüden öldürme suçundan müebbet hapis cezası istendi. Hikmet Kaya, müdahil avukatların itirazlarına rağmen davaya dahil edilmedi.
Soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla yer alan ancak iddianameye sanık sıfatıyla dahil edilmeyen köy korucuları Mahmut Ayaz, Naif Çelik, Ramazan Savcı, Kemal Kaya, Mehmet Acar, Faik Acar, Hüseyin Altunışık, Mehmet Emin Çelik, Sadık Çelik, Fethullah Çelik ile dönemin ilçe belediye başkanının özel korumaları olan Bahattin Ergel ile Osman Demir ise, müdahil avukatların talebinin kısmen olumlu karşılanması üzerine hazırlanan ikinci bir iddianame ile davaya dahil edildi. Dava, Midyat Ağır Ceza Mahkemesinde henüz ilk duruşması görülmeden güvenlik gerekçesiyle Mart 2015’te Adıyaman Ağır Ceza Mahkemesine nakledildi. 4 Temmuz 2022 tarihinde görülen 19. Duruşmada Adıyaman Ağır Ceza Mahkemesi; Hurşit İmren, Mehmet Tire, Mahmut Yılmaz, Haydar Topçam, Kerim Şahin, Mahmut Ayaz, Naif Çelik, Kemal Kaya, Mehmet Acar, Faik Acar, Hüseyin Altunışık, Mehmet Emin Çelik, Sadık Çelik, Fethullah Çelik, Bahattin Ergel, Osman Demir, Faruk Çatak ve Ramazan Savcı isimli sanıkların 765 sayılı TCK’nın 450/4. Maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda atılı suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeni ile 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e. Maddesi gereğince sanığın atılı tüm suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar verd