Lokman Akay
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Cenazenin Bulunduğu Tarih
- 7 Kas 1995
- Meslek
- Esnaf
- Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişi Sayısı
- 5
- Olay Özeti
Eşinin Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği şikayet dilekçesine ve YAKAY-DER kayıtlarına göre, Lokman Akay 1967 yılında Siirt Pervari’ye bağlı Bend köyünde doğdu. Hiç okula gitmemişti ancak kendi imkanlarıyla okuma yazma öğrenmişti. Ailesiyle birlikte Cizre’de yaşıyor, arkadaşıyla birlikte, kendisine ait lokantada aşçılık yapıyordu. Üç çocuğu vardı ve eşi dördüncü çocuklarına hamileydi. Zorla kaybedilmeden önce Lokman Akay eşine JİTEM’in kendisini soruşturduğunu, ona “Bizim için çalış,” dediklerini, bunu kabul etmediğini anlatmıştı. Ancak o güne kadar herhangi bir şekilde gözaltına alınmadığı ve aktif olarak politik bir harekette yer almadığı için bunu önemsemediğini belirtmişti.
6 Kasım 1995 günü akşamında birlikte çalıştığı arkadaşına eve gideceğini, lokantayı onun kapatmasını söyleyerek iş yerinden ayrıldı. Eve giderken önce eczaneye gidip hasta olan kızı için bir ilaç aldı. Yolunun üzerinde olan Atatürk Parkı’nın yanında yürürken bir tanıdığına rastladı, onunla bir süre sohbet etti. O sırada Toros marka plakasız bir araç Lokman Akay’ın yanında durdu. Araçtan o dönemde bölge halkının JİTEM elemanı olarak bildiği dört kişi indi ve Lokman Akay’ı araca bindirerek Cizre Emniyet Müdürlüğüne götürdü. Parkta oturanlar onun söz konusu kişiler tarafından araca bindirildiğini gördü. Başka görgü tanıkları ise aynı akşam Lokman Akay’ın ilçe emniyet müdürlüğünden çıktığına şahit oldu.
Lokman Akay, emniyet müdürlüğünden çıkıp eve doğru giderken yine aynı park civarında beyaz Toros araç ikinci kez Lokman Akay’ın yanında durdu ve onu içeri aldı. Bu seferki görgü tanığı o an park civarında olan bir kadındı.
Ailesi, Lokman Akay akşam geç saate kadar eve dönmeyince lokantada birlikte çalıştıkları arkadaşını aradı ve lokantadan ayrılıp ayrılmadığını sordu. Arkadaşından eve gitmek üzere çıktığını öğrendi. Endişelenen aile tüm akşam dönmesini bekledi, tanıdıklara sorarak haber almaya çalıştı ancak herhangi bir bilgi edinemedi.
Olaydan bir gün sonra polis Lokman Akay’ın evine geldi, arama yaptı. Ailesine herhangi bir düşmanı olup olmadığı soruldu. Ardından aile emniyetten İdil yolunda bir beden bulunduğu bilgisini aldı. Beden bölgedeki bir çoban tarafından bulunmuş, askeriyeye haber verilmişti. Lokman Akay'ın amcası söz konusu yere gittiğinde Lokman Akay’ı teşhis etti. Akay’ın bedeni gerekli işlemlerden sonra ailesine teslim edilerek Cizre'de defnedildi. Lokman Akay’ın bedeninde ve kafasında çok sayıda kurşun izi vardı. Eşinin ifadesine göre, Lokman Akay’ın olay akşamı tek başına İdil'e gitmesi mümkün değildi; Cizre-İdil arasında iki askeri kontrol noktası vardı ve buralardan kimlik kaydı yaptırmadan geçmesi mümkün olmadığından devlet güçlerinin bilgisi olmaksızın oraya gitmesi ya da birileri tarafından götürülmüş olması imkânsızdı.
- Konum
Enlem: 37.33234600000001
Boylam: 42.185474000000006
- Konum
- Şehir
- Şırnak
- İlçe
- Cizre
- Kaybedilme Tarihi
- 6 Kas 1995
- Yıl
- 1995
- Mağdurun Yaşı
- 28
- Mağdurla ilgili son durum
- Bedeni bulundu ve ailesine teslim edildi
- Kaynak Materyalin Türü
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Kayıp yakınıyla görüşme (ses ve görüntü kaydı)
- Savcılık işlemleri ve kararları
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturmada zamanaşımı nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
- Hukuki Süreç Özeti
Lokman Akay’ın bedeni 7 Kasım 1995 tarihinde İdil-Cizre Karayolu üzerindeki Deştedari yol ayrımında bulundu. Bunun üzerine İdil Cumhuriyet Başsavcılığı 1995/210 hazırlık numarası ile soruşturma başlattı. Aynı tarihli otopsi tutanağında bedeninde dört, olay yeri tespit tutanağında ise beş adet kurşun izi bulunduğu belirtildi. Olay yerinde sekiz adet boş kovan bulundu. Bulgu ile ilgili ilk ekspertiz raporu 3 Aralık 1995 tarihinde düzenlendi.
29 Şubat 1996 tarihinde kardeşinin, iş arkadaşının ve babasının ifadesi alındı. Kardeşinin ifadesine göre, Lokman Akay beraber çalıştıkları iş yerinden saat 15.00 civarında çıktı ve kardeşine sebze sandıklarını at arabasına yükleyip eve gelmesini söyledi. Ancak eve geldiğinde Lokman Akay evde değildi. İş arkadaşı ise ifadesinde, çevresinden duyduğu kadarıyla Lokman Akay’ın Cizre Belediye Parkı yakınında elinde ilaç torbası ile görülmüş olduğunu belirtti. Babasının ifadesine göre, olay günü Lokman Akay’ın eve gelmemesi üzerine ailesi Akay’ın iş arkadaşını aradı ve saat 15.00 civarında işten eve gitmek üzere çıktığını öğrendi.
İdil Cumhuriyet Başsavcılığı 7 Kasım 1995 tarihinde 1995/210 hazırlık numarası ile soruşturma başlattı. 2 Nisan 1996 tarihinde savcılık tarafından faillerle ilgili 1996/3 sayılı daimi arama kararı verildi. 1995-2013 yılları arasındaki dönem boyunca İdil Cumhuriyet Başsavcılığı, İdil İlçe Jandarma Komutanlığı ve Sulak Jandarma Karakol Komutanlığı arasında benzer ifadeler içeren yazışmalar sürdü, ancak bir sonuç alınmadı. Faillerin kimliğine dair bir bilgiye ulaşılmadı.
25 Mart 2009 tarihinde Lokman Akay’ın eşi tarafından Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına suçluların cezalandırılması talebiyle şikayet dilekçesi verildi. Lokman Akay’ın eşi dilekçesinde olay tarihinden önce eşinin kendisine JİTEM elemanları tarafından soruşturulduğunu söylediğini ancak siyasi olaylarla ilgisinin bulunmaması sebebiyle bunun eşi tarafından önemsenmemiş olduğunu belirtti. Dilekçesinde, çevresinden duyduğu kadarıyla olay günü eşinin lokantadan çıktıktan sonra Atatürk Parkı çevresinde, Toros marka beyaz bir araçtan inen ve o dönemde JİTEM elemanı olarak tanınan dört kişi tarafından alınarak Cizre İlçe Jandarma Komutanlığına götürüldüğünü, oradan çıktıktan sonra yine park çevresinde aynı araç ile ikinci kez alındığını park civarında ikamet eden bir kadından öğrendiğini belirtti. Lokman Akay’ın bedenini amcasının aldığını ve bedeni gördüğünü, bedende 32 kurşun izi olduğunu, istenirse inceleme yapılması amacıyla mezarın açılabileceğini belirtti. Lokman Akay’ın iş arkadaşının siyasi olaylara dâhil olmuş olduğunu, Lokman Akay’ın kaybedilmesi sonrası yurtdışına kaçtığını ve olayın bununla ilgisi olabileceğini düşündüğünü ekledi. Ayrıca eşinin olay akşamı İdil’e tek başına gitmesinin mümkün olmadığını, İdil’e kadar iki adet askeri arama noktasının bulunduğunu ve kimlik kaydı yaptırmaksızın geçilemeyeceğini aktardı. İdil Cumhuriyet Başsavcılığında açılan dosya kapsamında kendi ifadesine başvurulmadığını, olayın yaşandığı dönemdeki Cizre İlçe Jandarma Komutanının JİTEM’cilerin başkanı olduğunu, söz konusu Komutanı onun emrindeki itirafçıları ve askerleri sorumlu tuttuğunu belirtti.
Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/430 numaralı soruşturmayı 6 Şubat 2013 tarihli fezleke ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına göndermesiyle dosya Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 2013/466 numaralı soruşturmaya kaydedildi.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 2013/466 no.lu 6526 sayılı yasanın 19 maddesi ile TMK’nın 10. Maddesi ile görevli özel yetkili cumhuriyet başsavcılıklarının görevlerine son verilmesi nedeniyle 2014/10089 numaralı yetkisizlik kararını verdi ve dosya Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına geri gönderildi. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı 2014/1859 soruşturma sırasına kaydetti.
22 Temmuz 2014 tarihinde ailenin avukatı İdil Cumhuriyet Başsavcılığına 1995/210 soruşturma numaralı dosyanın daha etkin bir şekilde soruşturulması talebiyle bir dilekçe verdi. Soruşturmanın etkin yürütülmemesi gerekçesiyle ailenin avukatları Anayasa Mahkemesine başvurduktan sonra İdil Cumhuriyet Başsavcılığı zamanaşımı süresinin dolması gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi.