Mehmet Ertak
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Meslek
- İşçi
- Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişi Sayısı
- 5
- Olay Özeti
AİHM'nin 9 Mayıs 2000 tarihli kararındaki ifadelere göre; evli ve dört çocuklu olan Mehmet Ertak, 20 Ağustos 1992'de gözaltına alındı. 18-19 Ağustos 1992 tarihlerinde dönemin Tugay Komutanı Tuğgeneral M.S.’nin emriyle askerler Şırnak'a ağır silahlar ile saldırmış, yüzlerce ev havan ve top atışları ile yıkılmış, resmi rakamlara göre 54 kişi yaşamını yitirmişti. Olayların hemen ertesinde kentte başlayan gözaltı furyasında alınanlardan biri de Mehmet Ertak'tı. 20 Ağustos günü, kömür madeninde çalışmakta olan Mehmet Ertak, A.K., S.E. ve Y.E. adlı üç arkadaşıyla beraber bir araçla işten eve dönüyorlardı. Araçları Bakımevi kontrol noktasında üniformalı polislerce durduruldu, kimlik kontrolünün ardından Mehmet Ertak gözaltına alındı. Ertesi gün gözaltına alınan ve iki gün sonra serbest bırakılan A.E. adlı bir tanıdıkları Ertak ailesine gözaltındayken bir gün boyunca Mehmet Ertak ile aynı hücrede tutulduğunu anlattı. A.D. adlı 22 Ağustos'ta gözaltına alınan ve 15 Eylül'de serbest bırakılan bir avukat da beş ya da altı gün boyunca Mehmet Ertak ile aynı hücrede tutulmuştu; serbest bırakıldıktan sonra Ertak ailesine Mehmet Ertak’a çok ağır işkence yapıldığını, son görüşmelerinde 15 saat boyunca işkence odasında tutulduğunu ve hücreye getirdiklerinde bilincinin yerinde olmadığını anlattı. Mehmet Ertak'ı gözaltındayken gören dört kişi daha vardı. Mehmet Ertak’tan haber alamayan babası, 10 Eylül 1992'de Şırnak Valiliğine başvurarak oğlunun nerede tutulduğunu ve neden halen serbest bırakılmadığını öğrenmeye çalıştı. Vali, Mehmet Ertak'ı gözaltında gören bir tanığı sorguladı; jandarma ve polisten Mehmet Ertak'ın gözaltında tutulup tutulmadığını sordu. Polis, Mehmet Ertak'ın gözaltına alınmadığı cevabını verdi. Oğlunun hayatından endişe eden ve tüm hukuki aramaları sonuçsuz kalan baba Ertak, 1 Ekim 1992'de avukatı aracılığıyla AAİHM'ye başvurdu.
Ailenin avukatı da bu süreçte gözaltına alındı ve AİHM'ye göndermek üzere hazırladığı evraklara el konuldu, başvuru yapması engellenmeye çalışıldı. Baba Ertak, 2 Ekim 1992'de Şırnak Savcılığına başvurarak gözaltındayken gören birçok şahit olmasına rağmen polisin gözaltına alınmadığını iddia ettiği oğlunun nerede tutulduğunu öğrenmek istedi. Emniyetten gelen olumsuz cevap ve görgü şahitlerinin aksi yöndeki ifadeleri üzerine vali, 4 Kasım 1992'de Emniyet Genel Müdürlüğüne yazdığı bir yazıyla olayın araştırılması için bir memur atanmasını talep etti. 8 Nisan 1993'te soruşturmayı tamamlayan memur, dava açılmasına gerek olmadığını belirten raporunu Şırnak İdare Mahkemesine sundu. Şırnak Savcılığı, 21 Haziran 1993'te yetkisizlik kararı vererek dosyayı idare mahkemesine gönderdi. İdare mahkemesi, 11 Kasım 1993'te Şırnak Emniyet Müdürlüğündeki polis memurlarına dava açılmasına gerek olmadığına karar verdi. Yasalar gereği dosya 22 Kasım 1993'te otomatik olarak Yüksek İdari Mahkemeye gönderildi. Mahkeme, 22 Aralık 1993'te, iddiaların hangi memurlara ilişkin olduğu tespit edilmediği için soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verdi ve dosyayı kapattı. AİHM 9 Mayıs 2000'de AİHS'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkûm etti.
- Konum
Enlem: 37.518974
Boylam: 42.453714
- Konum
- Şehir
- Şırnak
- Kaybedilme Tarihi
- 20 Ağu 1992
- Yıl
- 1992
- Mağdurun Yaşı
- HAH/act/211
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- AİHM kararı
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- TBMM soru önergesi
- Soruşturma Sonucu
- Bilinmiyor
- AİHM Kararı
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- İhlal Edildiğine Karar Verilen AİHS Maddeleri
- Madde 2: Yaşam hakkının esastan ihlali
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Hukuki Süreç Özeti
AİHM'nin 9 Mayıs 2000 tarihli kararındaki ifadelere göre; evli ve dört çocuklu olan Mehmet Ertak, 20 Ağustos 1992'de gözaltına alındı. 18-19 Ağustos 1992 tarihlerinde dönemin Tugay Komutanı Tuğgeneral M.S.'nin emriyle askerler Şırnak'a ağır silahlar ile saldırmış, yüzlerce ev havan ve top atışları ile yıkılmış, resmi rakamlara göre 54 kişi yaşamını yitirmişti. Olayların hemen ertesinde kentte başlayan gözaltı furyasında alınanlardan biri de Mehmet Ertak'tı. 20 Ağustos günü, kömür madeninde çalışmakta olan Mehmet Ertak, A.K., S.E. ve Y.E. adlı üç arkadaşıyla beraber bir araçla işten eve dönüyorlardı. Araçları Bakımevi kontrol noktasında üniformalı polislerce durduruldu, kimlik kontrolünün ardından Mehmet Ertak gözaltına alındı. Ertesi gün gözaltına alınan ve iki gün sonra serbest bırakılan A.E. adlı bir tanıdıkları Ertak ailesine gözaltındayken bir gün boyunca Mehmet ile aynı hücrede tutulduğunu anlattı. A.D. adlı 22 Ağustos'ta gözaltına alınan ve 15 Eylül'de serbest bırakılan bir avukat da beş ya da altı gün boyunca Mehmet Ertak ile aynı hücrede tutulmuştu; serbest bırakıldıktan sonra Ertak ailesine Mehmet Ertak’a çok ağır işkence yapıldığını, son görüşmelerinde 15 saat boyunca işkence odasında tutulduğunu ve hücreye getirdiklerinde bilincinin yerinde olmadığını anlattı. Mehmet Ertak'ı gözaltındayken gören dört kişi daha vardı.
Mehmet Ertak’tan haber alamayan babası, 10 Eylül 1992'de Şırnak Valiliğine başvurarak oğlunun nerede tutulduğunu ve neden halen serbest bırakılmadığını öğrenmeye çalıştı. Vali, Mehmet Ertak'ı gözaltında gören bir tanığı sorguladı; jandarma ve polisten Mehmet Ertak'ın gözaltında tutulup tutulmadığını sordu. Polis, Mehmet Ertak'ın gözaltına alınmadığı cevabını verdi. Oğlunun hayatından endişe eden ve tüm hukuki aramaları sonuçsuz kalan baba Ertak, 1 Ekim 1992'de avukatı aracılığıyla AİHM’ye başvurdu. Ailenin avukatı da bu süreçte gözaltına alındı ve AİHM'ye göndermek üzere hazırladığı evraklara el konuldu, başvuru yapması engellenmeye çalışıldı. Baba Ertak, 2 Ekim 1992'de Şırnak Savcılığına başvurarak gözaltındayken gören birçok şahit olmasına rağmen polisin gözaltına alınmadığını iddia ettiği oğlunun nerede tutulduğunu öğrenmek istedi. Emniyetten gelen olumsuz cevap ve görgü şahitlerinin aksi yöndeki ifadeleri üzerine vali, 4 Kasım 1992'de Emniyet Genel Müdürlüğüne yazdığı bir yazıyla olayın araştırılması için bir memur atanmasını talep etti. 8 Nisan 1993'te soruşturmayı tamamlayan memur, dava açılmasına gerek olmadığını belirten raporunu Şırnak İdare Mahkemesine sundu. Şırnak Savcılığı, 21 Haziran 1993'te yetkisizlik kararı vererek dosyayı idare mahkemesine gönderdi. İdare mahkemesi, 11 Kasım 1993'te Şırnak Emniyet Müdürlüğündeki polis memurlarına dava açılmasına gerek olmadığına karar verdi. Yasalar gereği dosya 22 Kasım 1993'te otomatik olarak Yüksek İdari Mahkemeye gönderildi. Mahkeme, 22 Aralık 1993'te, iddiaların hangi memurlara ilişkin olduğu tespit edilmediği için soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verdi ve dosyayı kapattı. AİHM 9 Mayıs 2000'de AİHS'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. Maddesinin ihlal edildiğine karar verdi ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkûm etti.