Nadir Mete
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Bilinmiyor
- Cenazenin Bulunduğu Tarih
- 1 Kas 1995
- Meslek
- Muhtar
- Olay Özeti
YAKAY-DER kayıtlarına ve TESEV’in 2013 tarihli raporuna göre; 1995 yılının Ekim ya da Kasım aylarında, Silopi'nin Gite (Çalışkan) köyünün muhtarı Nadir Mete taksicilik yapan Selahaddin Bilen’in aracıyla Cizre'ye gitmek üzere yola çıktı. BOTAŞ Karakolu arama noktasında araçlarının durdurularak gözaltına alındıklarını görenler vardı. Selahaddin Bilen'den haber alınamayınca amcası savcılığa giderek dilekçe vermek istedi ancak savcılıkta MİT ile çalıştığını bildiği Übeyit isimli bir şahıs savcının dilekçe için kâğıt kalem vermesini engelledi. Amca Bilen, ertesi gün Şırnak Tugayına giderek Selahaddin Bilen'in gözaltına alınıp alınmadığını, akıbetinin ne olduğunu öğrenmek istedi ancak bilgi alamadı. Bunun üzerine babası ve amcası Şırnak'ta nüfuslu korucubaşı olarak bilinen biri de dahil iki şahısa giderek Selahaddin Bilen'in salıverilmesi için yardım istediler. Yaklaşık 22 gün sonra Şırnaklı birisinden Kaymakam Çeşmesi yolunda kayalıklara yuvarlanmış bir araç olduğu haberini aldılar. Araç Selahaddin Bilen'e aitti ancak kendisinden ve birlikte araçta olduğu Nadir Mete'den hiçbir iz yoktu. Kumçatı köyünden ava çıkan köylülerin aynı bölgede iki beden bulduklarını bildirmeleri üzerine Selahaddin Bilen ve Nadir Mete'nin elleri arkadan bağlanmış ve sırtlarından tek kurşunla vurulmuş bedenleri aracın bulunduğu yere yaklaşık 500 metre uzaklıktaki kayalıklarda gömülü olarak bulundu. Amca Bilen olayın araştırılması ve faillerin belirlenerek yargılanması talebiyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu.
Ergenekon davası tutanaklarına geçen İLK ADIM’ın ifadelerinde Nadir Mete’nin zorla kaybedilmesine ilişkin şu bilgiler yer alıyordu: “Ben bir gün Silopi şehir merkezinde, misafirler için marketten alışveriş yaptığım esnada, bir uzman çavuşun, Şırnak il Jandarma Komutanlığının İstihbarat Birimine ait beyaz bir Renault Toros Stejin araca yakın bir yerde beklediğini gördüm. Araçta direksiyonda Selim isminde başka bir uzman çavuş vardı, itirafçı İbrahim’in ise aracın dışında kapıya dayanmış bir yeri gözetlediğini fark ettim. Daha sonra ben de İbrahim’ in baktığı istikamete bakınca Çalışkan köyü muhtarı Nadir Mete’yi takip ettiklerini anladım. Nadir Mete bir dükkandan alışveriş yapıyordu, bu esnada benim alışverişim bitmesine rağmen ben olanları izleyebilmek amacıyla dükkandan dışarı çıkmadım. Nadir Mete dükkandan çıktı, daha önce Silopi civarında görmediğim şoförü çağırarak, elindeki çantaları verdi, genç şoför çantaları alıp bagaja koyduğu sırada, aracın dışında bekleyen uzman çavuş Nadir Mete’nin yanına geldi. Ne konuştuklarını duymadım ancak Nadir Mete’nin yüzü bir hayli asılmıştı. Uzman çavuş, Nadir Mete’yi diğer uzman çavuşun direksiyonunda oturduğu Stejin Toros marka araca çağırdı. Nadir Mete yanlarına gitti. Bu sırada yine bir görüşme oldu. Daha sonra uzman çavuş şoförü de çağırdı. Bu sırada direksiyonda oturan uzman çavuş arabadan indi ve Nadir Mete’nin bineceği arabaya bindi. Bu da beyaz bir Toros marka araçtı. Uzman çavuş direksiyona geçti. Diğer uzman çavuş, itirafçı İbrahim, Nadir Mete ve Nadir Mete’nin yanındaki genç şoför Stejin marka Toros’a bindiler ve Cizre istikametine doğru yola çıktılar. O gece Nadir Mete’nin köylüleri Nadir Mete’yi aramışlar ancak bulamamışlar. Benim Çalışkan köyündeki tanıdıklarımla yaptığım görüşmelerde; Nadir Mete’nin kaybolmasından iki-üç gün sonra Şırnak Siirt yolunun Şırnak’a yakın bir yerinde iki tane kolları bacakları kırılmış ve işkence edilmiş erkek bedeni bulunmuş. Şırnak halkı günah olmasın düşüncesiyle cenazeleri yıkayıp defnetmişler. Cenazelerin cebinden kimlikler çıkmış. Nadir Mete’nin gömüldüğü mezar taşına ismi yazılmış. Şırnak’ta Nadir Mete’yi tanıyan bir şahıs bu mezarı görmüş ve durumdan şüphelenerek ailesini aramış. Nadir Mete’nin erkek kardeşiyle konuşup Nadir Mete’nin kaybolduğunu öğrenince Şırnak’a çağırmış. Daha sonra Çalışkan köyü halkı gelerek her iki cenazeyi de teslim alıp kendi köylerinde defnetmişler. Ayrıca bedenlerin üzerinde özellikle sırt bölgesinde kızgın demirle yapıldığı anlaşılan yanık izlerinin bulunduğunu bedenleri görenlerden duydum.”
2008 yılında gazeteci Faruk Arslan’ın kaleme aldığı ‘’Karakutu: Ergenekonun Karanlık İsmi Tuncay Güney’’ isimli kitap yayınlandı. Kitapta Tuncay Güney’in, 1990’lı yıllarda JİTEM tarafından öldürülen birçok kişinin bedeninin asitle yakılarak Silopi BOTAŞ Askeri Tesislerine gömülmüş olduğu beyanı bulunmaktaydı. Bu beyanlar üzerine Şırnak Barosu Başkanı Nuşirevan Elçi, 1 Aralık 2008 tarihinde Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulundu. Başvuru sonucunda Silopi Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamına kazılar yapılacağı haberlerinin çıkması üzerine 54 kişinin kaybedildiği veya öldürüldüğü iddiası ile 57 kişi tarafından başvuru yapıldı. Selahaddin Bilen’in amcası Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak talebini yineledi ve dosyası toplu soruşturmaya dahil edildi.
- Konum
Enlem: 37.3055432
Boylam: 42.4983217
- Konum
- Şehir
- Şırnak
- İlçe
- Silopi
- Kaybedilme Tarihi
- 1 Eki 1995
- Yıl
- 1995
- Mağdurun Yaşı
- HAH/act/607
- Mağdurla ilgili son durum
- Bedeni köylüler tarafından bulunarak ailesine teslim edildi
- Kaynak Materyalin Türü
- Gazete veya internet haberi
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturmada zamanaşımı nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
- Hukuki Süreç Özeti
YAKAY-DER kayıtlarına ve TESEV’in 2013 tarihli raporuna göre; 1995 yılında kaybolduktan sonra işkence edilmiş bedeni bulunan Selahaddin Bilen’in kaybedilmesine dair hukuki süreç, gazeteci Faruk Arslan’ın kaleme aldığı ‘’Karakutu: Ergenekonun Karanlık İsmi Tuncay Güney’’ isimli kitap yayınlanmasıyla 2008 yılında başladı. Kitapta Tuncay Güney’in, 1990’lı yıllarda JİTEM tarafından öldürülen birçok kişinin bedeninin asitle yakılarak Silopi BOTAŞ Askeri Tesisleri’ne gömülmüş olduğu beyanı bulunmaktaydı. Bu beyanlar üzerine Şırnak Barosu Başkanı, 1 Aralık 2008 tarihinde Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulundu. Başvuru sonucunda Silopi Cumhuriyet Başsavcılığınca 2008/3151 sayılı soruşturma başlatıldı. İddiaya konu eylemlerin soruşturulması yetki ve görevinin özel yetkili cumhuriyet başsavcılığına ait olması sebebiyle soruşturmanın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilecek talimatlar yoluyla Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmesine karar verildi. Soruşturma kapsamına kazılar yapılacağı haberlerinin çıkması üzerine 54 kişinin kaybedildiği veya öldürüldüğü iddiası ile 57 kişi tarafından başvuru yapıldı. Selahaddin Bilen’in amcası Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak talebini yineledi ve böylece Selahaddin Bilen cinayeti 2008/3151 sayılı soruşturmaya dahil edildi.
Soruşturmaya dayanak oluşturan iddialar doğrultusunda 2009 yılının Mart ayında BOTAŞ Askeri Tesisleri’nde, Aslan Tesisleri’nde (eski adıyla Sinan Lokantası) yapılan kazılarda kemik ve giysi parçalarına ulaşıldı. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda, çıkarılan tüm kemiklerin hayvan kemiği olduğu; kumaş parçalarının ise DNA incelemesine cevap vermediği belirtildi. Kemiklerin bulunduğu yerler arasında, 11 Haziran 1994 tarihinde Mehmet Güngör’ün bedeninin, 12 Haziran 1994 tarihinde ise kimliği tespit edilemeyen üç adet bedenin çıkarıldığı kuyu da bulunmaktadır.
Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığından aldığı talimatlarla yürüttüğü araştırmaları sonucu hazırladığı fezlekeyi 23 Haziran 2009 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Dosya, 2009/2117 soruşturma sayısıyla yürütülmeye başlandı. 6 Mart 2014 tarihinde Resmi Gazete’de kabul edilerek yasalaşan 6526 Sayılı Kanun ile TMK 10. Maddesi ile görevli cumhuriyet başsavcılıklarının görevlerine son verilmesi üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 Mart 2014 tarihinde 2014/10160 sayılı yetkisizlik kararını verdi. Dosya Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına yollandı ve 2014/939 soruşturma numarasıyla takip edilmeye başlandı.
Haziran 2023 yılında Silopi Cumhuriyet Başsavcılığında 2014/939 numaralı dosya incelendiğinde, dosyada mevcut haliyle yalnızca Yusuf Kalenderoğlu, Mehmet Dansık ve Ahmet Dansık olduğu görüldü. Bunun dışındaki kişilerin zorla kaybedilmesine ilişkin soruşturma 2014/980 dosyasında görülmektedir.
Silopi Cumhuriyet Başsavcılığındaki 2014/939 numaralı dosyada daimi arama kararı alınmış ve dosya zamanaşımı bürosuna gönderilmiştir. 19 Haziran 2018’de Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı 23507909-0410-8514 sayı numaralı araştırma tutanağı ile daimi arama kararına istinaden yapılan incelemede BOTAŞ Askeri Tesisleri’nde JİTEM örgütünce öldürülen 57 kayıp ile ilgili faillerin tespit edilemediği, olayı aydınlatacak iz emare bulunamadığı, bulunursa bilgi verileceğini Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmiştir. Her üç ayda bir bu cevaplar benzer şekilde verilmeye devam etmektedir. Bu daimi arama cevapları Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 9 Nisan 2014 ve 2014/939 sayılı karara istinaden verilmektedir.
Silopi Cumhuriyet Başsavcılığında 2014/980 soruşturma numaralı dosyayı incelemek amacıyla savcılığa sunulan talep kabul edilmesine rağmen arşivde ve diğer alanlarda dosya hiçbir şekilde bulunamadı. Bunun üzerine savcı ile görüşüldüğünde dosyada herhangi bir işlemin yapılmadığı, daimi arama kararı verildiği ve dosyanın zamanaşımı süresinin dolması beklenerek zamanaşımı bürosuna tevdi edildiği aktarıldı. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan 2014/939 ve 2014/980 numaralı dosyaların her ikisi de zamanaşımı bürosuna tevdii edilmiş ve dosyalarda daimi arama kararları mevcuttur.
Silopi ve Şırnak Cumhuriyet Başsavcılıklarında yapılan incelemede ulaşılan bir başka bilgiye göre ise, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının dosyayı yetkili cumhuriyet başsavcılığı olarak Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği görüldü. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığında dosya 2014/2517 esas numarasını aldı. Dosyada Nazım Mete, Niyazi Mete olarak kayıtlıdır. Bu karar hem Selahaddin Bilen, hem Niyazi Mete hakkında verilmiş olup detayları şöyledir:
Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı 5 Mart 2020 tarihinde “Tüm araştırmalara rağmen şüphelilerin tespit edilemediği, 765 sayılı TCK gereğince suç tarihi olan 19.12.2013 tarihinden itibaren 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle” kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi. (Karar No: 2020/830 Karar Tarihi: 05/03/2020) Bu karara müşteki G.M. tarafından Şırnak Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edildi. Bu itiraz 15 Mayıs 2020 tarihinde reddedildi. (2020/983 değişik iş nolu karar, Karar Tarih: 15.05.2020) Reddedilme gerekçesi “Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik bulunmadığı, ceza soruşturması açısından kamu davasının açılmasını veya soruşturmanın genişletilmesini gerektirebilecek yeni olay ve delillerini somut olarak belirtilmediği görülmüştür. Bunlara bağlı olarak; tüm soruşturma dosya kapsamı ile itiraz dilekçesinde ileri sürülen nedenlere, soruşturma dosyasında yapılan araştırma ve alınan beyanlar sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karardaki gerekçelere, yine kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karardaki neden ve gerekçeler dışında ayrıca CMK'nın 173/2. Maddesine göre itiraz dilekçesinde ileri sürülen hususların, kamu davası açılmasını veya soruşturmanın genişletilmesini gerektirmemesine göre; Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, itirazın reddine karar vermek gerekmiştir” şeklindedir. Haziran 2023 itibariyle bilgiler günceldir.